Gezitopya Röportaj köşesine hoşgeldiniz. Bugün sizlerle 21 ülke gezmiş Seyahat bloggeri Merve Özübek (@mrvozubek) ile birlikteyiz. Üniversite zamanında başlayan gezme tutkusu, üniversiteden sonra da hem hobi olarak hem de iş olarak devam etmekte olan Seyahat bloggeri Merve’nin bu keyifli röportajını gelin hep beraber okuyalım. Şimdiden bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. Sizin de sorularınız varsa eğer yoruma bırakmayı unutmayınız. Şimdiden keyifli okumalar.

Merhaba, öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba, tabi ki, Ben Merve Özübek, 23 Ocak 1993 yılında Ankara’da doğdum. Doğduğumdan beri Ankara’da yaşıyorum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği’nden 2015 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra 2015 Ekim ayında Emair Havacılıkta Bakım ve Planlama Mühendisi olarak 6 aylık bir iş tecrübem oldu. 2016 Nisan ayından beri Tusaş (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii)‘da Tasarım Mühendisi olarak çalışmaktayım. Ayrıca son iki yıldır aktif olarak influencerlık yapmaktayım.

Peki gezme tutkusu nasıl başladı? Ne kadar süredir seyahat ediyorsunuz?

Genel olarak üniversite yıllarımda başladı diyebilirim. ODTÜ’de Eşli Danslar Topluluğu’nda aktif olarak profesyonel dansçıydım. Neredeyse ayda bir yurtiçinde farklı şehirlerde yarışmaya gidiyorduk. 1 gün yarışma diğer günde bulunduğumuz şehri gezmekten çok keyif alıyordum. İlk yurtdışı seyahatimi de dans topluluğundaki arkadaşlarımla Amsterdam’a yaptım. Amsterdam’a yarım saat mesafedeki Tilburg şehrinde düzenlenen dans yarışması için oradaydık ve tabi ki bu fırsatı Amsterdam’ı gezmek için de kullanmıştım. Sonrasında gönüllü gençlik kampları ile İtalya ve Almanya’yı keşfettim. Çalışmaya ve para kazanmaya başladıktan sonra gezmek benim için tatilden ziyade bırakamayacağım bir hobi ve tutkuya dönüştü. Tabi ki bunda Oğuzhan’ın (erkek arkadaşım) katkısı da çok fazla.

Şu ana kadar kaç ülke / şehir gezdiniz? Bir sonraki gezi rotanız belli mi?

Şu ana kadar 21 ülke – 46 şehir gezdim, bu rakamlara Türkiye’yi eklemedim. Türkiye’de ise şu ana kadar 27 şehir gezdim. Bir sonraki 3 yurtdışı ve 2 yurtiçi seyahatimin tüm planları hazırdı ta ki Corona virüsü çıkana kadar. Mayıs ayı başında Dolomit Dağları ve Braies gölünü kapsayacak bir İtalya, yine Mayıs ayının sonunda Marakeş – Fas, Haziran ayında Alaçatı& Bodrum ile Temmuz ayı sonunda Portekiz seyahatleri planlamıştım. Yalnız son zamanlardaki küresel kriz ve Covid-19 virüsünden dolayı az önce saydığım İtalya dışındaki tüm seyahatlerim belirsiz. İtalya direk iptal. Umuyorum en kısa zamanda dünya eski sağlığına tekrar kavuşur ve kaldığımızdan yerden seyahatlerimize devam edebiliriz. Seyahat etmeyi o kadar çok özledim ki, bu kriz biter bitmez kendimi tekrar yollara atacağım.

Gezi rotalarına karar verirken dikkat ettiğin noktalar var mıdır? Varsa nelerdir?

Tabi ki var. Gezi rotalarımı bütçe ve vize durumuna göre ayarlıyorum. Örneğin, henüz Amerika ve İngiltere seyahati gerçekleştirmememin sebebi buralara yapacağım seyahatlerin hem bütçesinin zorlayıcı olması hem de ekstra vize alma ihtiyacı ki vizeleri de ne yazık ki uygun fiyatlı değil. Bu sebepten bu tarz ülkeleri ilerleyen günler için listemde tutuyorum. Bu sıralar Fransa’dan aldığım 2 yıllık Schengen vizesi ve Pegasus kampanyaları rotalarımı belirlemem de çok yardımcı oluyor.

Seyahatini genellikle hangi ulaşım aracıyla yapıyorsunuz? Seyahat ederken ailen ne tepki gösteriyor?

Seyahatimi genellikle şehre ya da ülkeye gitmek için hava yolu ile yapmaktayım. Beyaz yaka olarak çalışmamdan ötürü kullandığım izni ve her saati çok iyi değerlendirmem gerektiği için uçakla seyahat etmek benim için en pratiği. Ama gittiğim ülke içerisinde şehir değişikliği yapmak istediğimde genellikle hızlı tren ya da Flixbus otobüslerini kullanmaktayım. Ailem seyahat etmeme çoğu zaman destek oluyor. Özellikle kendi bütçemle bunları başarıyor olmamdan çok gurur duyuyorlar. Tek endişeleri kendime çok yüklenmem ve dinlenmiyor oluşum. Yukarıda söylediğim gibi aldığım izinlerin her dakikası çok önemli olduğundan uçuş saatlerimi günümü boşa harcamayacak şekilde seçiyor ve seyahatlerden dönüşte eve geç geliyorum. Ertesi sabahta dinlenmeden işe gittiğim için ailem biraz panik olup korkuyor, bağışıklık sistemimin düşmesinden vb. Ama kendi metabolizmamı dengeleyecek besin ve sporla şu ana kadar korktukları gibi bir sorun yaşamadım.

Gezilerin bütçeni aşıyor musun? Ya da takipçiler gibi soralım ; Zengin misin? 🙂

Keşke zengin olsaydım ama değilim. Gezilerim bütçemi aşmıyor ama bazı zamanlar bütçemi zorluyor. Zaten 2015 yılından beri aktif mühendis olarak çalıştığım için gezi bütçelerimi kendim karşılıyorum. Sadece son iki yıldır seyahatlerimi ayda iki sıklıkla yapıyorum (birisi yurtiçi, diğeri genelde bir Avrupa ülkesi). Bu sebepten ötürü bazı zamanlar bütçemi zorladığını hissediyorum. Tabi özellikle son bir senedir aktif seyahat bloggerliği yaptığım için bazı seyahatlerimde konaklama, yeme-içme gibi kalemlerde sponsorlu antlaşmalar yapmaya başladım. Bu da bütçeme inanılmaz bir destek sağlıyor ve daha çok gezebilmeme olanak tanıyor.

En çok beğendiğin ülke veya şehir hangisi? Sebebi nedir?

Buna üç farklı cevabım var.

Beni en çok etkileyen yer kesinlikle Bali adası. Klasik Avrupa ülkelerinden bambaşka bir doğa ve kültür ile ilk tanışmam olduğu için ve şu ana kadar gittiğim her yerden farklı kendine has inanılmaz bir enerjiye sahip olduğu için Bali adası benim rüya seyahatimdi. Tekrar gideceğimden emin olduğum bir yer kendisi.

En çok beğendiğim ülke ise her zaman İtalya olmuştur. Şu ana kadar 6 kez ve en çok gittiğim ülke olan İtalya’nın neredeyse çoğu büyük şehrine ve popüler kasaba ve köylerine gittim. Beni her mevsimde, her binası, sokağı, plajı, doğası ve tarihi eserleri ile kendisine hayran bırakan ilk ve tek ülke kesinlikle İtalya.

En sevdiğim şehre gelecek olursak bu da Paris. Paris ise benim karakterime, zevkime hitap eden kendimle eşleştirebildiğim tek şehir. İleride yurtdışında yaşama şansım olursa hayalim küçük Fransız bir balkoneti olan şehir merkezinde mümkünse Louvre müzesi civarındaki evlerin birinde yaşamak.

 

Sende hayal kırıklığı yaşatan bir şehir oldu mu? Büyük beklentilerle gittiğin ama aradığını bulamadığın?

Büyük beklentilerle gittiğim şehirler hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı aksine hayranlığım çok daha arttı. Yalnız en sevdiğim ülkelerden İtalya’nın Napoli şehri beni ülkenin geneline bakınca inanılmaz bir hayal kırıklığına uğratmıştı. Positano’ya gitmek için kaldığım Napoli tren istasyonu civar mahallelerini görünce gerçekten çok şaşırmıştım. Gitmeden önce güvensiz bir şehir olduğunu okumuştum ama kendi gözlerimle sokakta başka insanlardan çaldıklarını satan satıcılar ve neredeyse şehirdeki her arabanın hasarlı olduğunu görünce büyük bir şok yaşamıştım.

Gezilerin esnasında korktuğun durumlar oluyor mu? Ya da tedirgin olduğun bazı anlar?

Genelde kendimi güvende hissediyorum ama korktuğum birkaç anım olmuştur. Özellikle son üç yıldır yeni yıla Avrupa ülkelerinde girmeye başladık ve yeni yıl gecesi kutlaması sonrasında konaklama yaptığımız otele gidene kadarki süreçte Paris ve Brüksel’de biraz korkmuştum. Herkesin sarhoş olması, kalabalık, ulaşım yetersizliği ve farklı tip insanların o gece dışarıdaki davranışları açıkçası beni tedirgin eden zamanlardı. Bir şey olacak korkusu değil, çünkü o zaman bile herkes kendi halinde ama yine de insan geriliyor.

Gittiğin yerlerde mutlaka yaptığın işler, bir rutinin var mı yoksa spontane mi geziyorsun?

Gitmeden önce gün gün olmasa da gitmek istediğim her yerin (cafeden müzesine, katedraline, parkına kadar) listesini yapıyorum. Ancak oraya gittiğimde biraz spontane geziyor listeden gezdikçe kontrol ediyorum ki görmediğim herhangi bir yer kalmasın. Her seyahatimde ortak yaptığım şey ise sabah çok erken kalkıp, erkenden gezmeye çıkmak. Hem üreteceğimiz içerikleri (fotoğraf, video) kalabalık olmadan çekmek için hem de günün her saatini değerlendirmek için.

Konaklama konusunda sıkıntı yaşıyor musun? Bazı konaklama seçenekleri ucuz olmasından dolayı tam donanımlı değiller ve bu durumlarda kişisel bazı ihtiyaçlar problem olabiliyor.

Özellikle son üç-dört seyahatimde konaklamalarım sosyal medya işbirliğine dayalı sponsorlu olduğu için son zamanlarda konaklama konusunda hiç sıkıntı yaşamadım. Genelde Booking’den otel ya da pansiyon tarzında yerlerde kalmayı tercih ediyorum. Özellikle fiyat-performans açısından dengeli yerleri tercih ediyorum, ve genelde sıkıntı yaşamıyorum. Tabi ki yüksek sezonda gittiğim yurtdışı seyahatlerinde konaklama ücretleri tavan yaptığı için ortak banyo kullanımını içeren ya da çok aşırı küçük ve mükemmel hijyene sahip olmayan yerlerde konaklama yapma durumunda kaldığım oldu. Ama sabah erkenden çıkıp gece sadece yatmaya gittiğim için çok sorun teşkil etmiyor benim için.

Gezmek / tatil yapmak herkesin seveceği bişeydir ancak senin için farklı bir anlamı var mı?

Kesinlikle. Şu an yaptığım hiçbir seyahat benim için bir tatilden ibaret değil. Yine önceki sorularda bahsettiğim gibi, benim için hobi olarak başlayan iş olarak devam ettirebildiğim ve hayatımın vazgeçilmez büyük bir parçasını oluşturuyor şu an seyahat etmek. Dünya’daki her ülke ve her şehri enerjim ve param yettiği kadar gezmek, görmek ve deneyimlemek istiyorum. Benim için kurumsal hayatta çalışmak bir amaç değil isteklerimi ve amaçlarımı gerçekleştirebilmek için bir araç. Ve bu isteklerimin başından ise görmediğim ve deneyimlemediğim her seyahat deneyimini gerçekleştirebilmek var. Umarım şu anki global kriz biran önce son bulur ve sağlıklı bir şekilde tekrar eski günlerdeki gibi gezebiliriz.

Takipçilere ya da ilk gezilerini yapacaklara vermek istediğin bir mesaj / tavsiye var mı?

Öncelikle beklemeyin. Eğer gitmek istiyorsanız ve fırsatınız varsa gidin. Daha sonra giderim deyip ertelemek size hiçbir şey kazandırmayacak. Fırsatınız yoksa da fırsat yaratmak için çalışın. En basitinden küçük bir kamp deneyimi ya da ülke içinde görmediğiniz bir şehri görmek bile seyahat etme fikrine sizi alıştıracak ve keşfetme duygusunu size aşılayacaktır. Gerçekten bu kadar sık seyahat etmeden ve bu kadar yeri görmeden önce Ankara’da ne yapıyormuşum, neden bu kadar beklemişim diye kendime kızdım. Seyahat etmek vizyonumu, kültürümü, bakış açımı kısacası kendimi geliştirmemde ve bulmamda büyük bir rol oynadı. Röportajımızı Matthew Karsten’ın benimsediğim bir sözü ile bitirmek istiyorum “Seyahat için yaptığın yatırım; kendin için yaptığın en iyi yatırımdır.”

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir