Gezitopya Röportaj köşesine hoşgeldiniz. Bugün sizlerle 16 ülke gezmiş Songül Kunt (bigezipdoncem) ile birlikteyiz. Küçüklük hayallerini bir bir gerçekleştirme yoluna giren ve hem iş hayatını hem de hayallerini süsleyen bir gezginle birlikteyiz. Eminim yazıyı okuduktan sonra sizinde kalkıp güzel bir yolculuk yapmak isteyeceksiniz. Elbet bir gün herkesin hayali gerçek olması dileğiyle. Haydi şimdi bu güzel sohbete siz de dahil olun. Sizin de sorularınız varsa eğer yoruma yazarak sorularınızı sorabilirsiniz. Keyifli okumalar.

Gezginlerle Röportaj

bigezipdoncem

1. Merhaba, öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba ben Songül Kunt. Özel bir şirkette İhracat Satış Yöneticisi olarak çalışmaktayım. Yaklaşık olarak 8 senedir, ihracat sektöründeyim. Pamukkale Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunuyum. Lisans tamamlanır tamamlanmaz Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisansa başladım, yine ders dönemini birincilikle tamamlar tamamlamaz tez araştırması için Bologna Üniversitesi’ne gitmeye hak kazandım. Canım İtalya’nın Bologna şehrinde 6 ay kadar tez araştırması süreci geçirdim. Hem iş hem aşk diye geçen kocaman bir 6 ay sonra iş hayatına başladım. Hala İhracat sektöründe çalışmaya devam ediyorum. Mesleğimin -şu anda pek yoğun olmasa da- bana sağlamış olduğu yurtdışı seyahatleri, en sevdiğim kısmı ve tabi ki dünyanın birçok ülkesinden yabancı insanlarla tanışmak konuşmak ve ticaret yapmak bu işin bir diğer güzelliği. 3 seneye yakın bir süredir evliyim. Eşimi de içimdeki tutkuya ortak ettim ve şimdi ölene kadar gidebildiğimiz kadar çok ülkeye gidip görebildiğimiz kadar çok gün batımını görmek istiyoruz. Yani dünyayı görmüş ve yaşamış olarak ölme gibi bir amacımız var.

2. Peki gezme tutkusu nasıl başladı? Ne kadar süredir seyahat ediyorsunuz?

Gezme tutkusu tam anlamıyla çocukluktan gelen bir duygu.

Benim yaş grubumda olanlar bilecektir. Biz hem teknoloji çağının çocuğuyuz hem de gazetelerin kuponla ansiklopedi verdiği zamanın çocuklarıyız. Evimizde bulunan ve ülkeleri öne çıkan özellikleri ve fotoğrafları ile anlatan ansiklopedileri bin kere okumuşumdur, sayfaların üzerine hayallerimi yazıp, bazı bilgilerin altınız çizmişliğim var.

Evlendikten sonra, evden eşyalarımı toplarken o atlası da alıp yanımda getirmiştim. Eşime gösterdiğim zaman küçük bir şaşkınlık yaşamıştı.? Çünkü ona gösterdiğim zamanda, atlasta altı çizili olarak işaretlediğim birçok ülkeye gitmiştik.?

O da böylelikle benim, başka insanlara göre uçuk gelen bazı ülkeleri neden görmekte ısrar ettiğimi anlamış oldu.

Yine aynı kişi olarak bu atlasın içine bazı gazete sayfaları saklamışım. Mesela, 6 Ağustos 2006 yılına ait ‘’ pasifikte yelkeniyle seksen gün’’ diye bir gazete küpürü bile var içinde. Bu yüzdendir ki Pasifik okyanusunu görmek isteyip, ileri de bir tekne alma hayalim var. Yine ‘’Sudan’a uzanan eller’’ diye 2007 yılına ait bir Sudan yazısı bulunuyor. Küpürde bir sürü Sudan fotoğrafı da mevcut. Yani ben 16 yaşındayken bile dünyayı gezip görmek isteyen ve merak eden bir insandım. İçimdeki uzaklara gitme ve görme duygusunun nedenini tam olarak bilemiyorum. Sanırım sadece yay burcu olmamla alakalı.? Hayallerimle ve merakımla oluşan kişiliğimde, hayalleri gerçeğe dönüştürme zamanı 2010 yılı oldu benim için. İtalya’ya giderek başlattım seyahat serüvenimi. Aslında 2010 yılına gelene kadar Türkiye’de Akdeniz’den Ege’ye birçok şehri görme şansım da oldu. Bu da aile faktörünün yaratmış olduğu bir şanstı benim için.

Ben seyahat kısmını yurtdışı olarak düşündüğümden, 2010 yılını milad kabul ediyorum hayatımda.

3. Şu ana kadar kaç ülke / şehir gezdiniz? Bir sonraki gezi rotanız belli mi?

Şu ana kadar gördüğüm ülkeler; İtalya, Malta, Hollanda, Almanya, Fransa, Macaristan, Yunanistan, İran, Dubai, Maldivler, Küba, Karadağ, Tunus, Ürdün, Tayland, Kamboçya. Gittiğimiz ülkeyi, doğudan batıya, ya da kuzeyden güneye görmek için ciddi çaba sarfederiz. Dolayısıyla mümkün oldukça fazla şehir görmeye çalışırız.

Türkiye’deki şehirleri eklersek oldukça fazla şehir görmüşümdür, sadece yurtdışı şehirleri olarak düşünürsek, 50’nin üzerinde olacaktır. Daha fazla da olabilir, çünkü İtalya’da kaldığım sürede neredeyse gitmediğim şehir kalmamıştı.Mevcut durumdan dolayı Danimarka ve İtalya seyahatlerimiz iptal oldu, bir sonraki seyahat rotamız %99 tropik bir ada ülkesi olacak. Seyşeller veya Mauritus olmasını sağlamaya çalışıyoruz.

4. Gezi rotalarına karar verirken dikkat ettiğin noktalar var mıdır? Varsa nelerdir?

Seyahat ettiğim ülkelere bakılırsa sadece kendi kişisel zevkime göre seçimler yaptığım anlaşılabilir. Popülerlik veya bir biletin ucuz olması benim karar vermemde kolay kolay etkili olan bir parametre değildir. Kaynaklar ve zaman sınırlı olduğu için, kaynağımı ve zamanımı en optimum seviyede kullanmaya çalışırım. Kaynak ve zaman kısıtlı olmasa bütün dünyayı hiç şikayet etmeden görmek için yola çıkabilirim. Ancak realitede durum böyle olmadığından seçimlerimi yaparken ince eleyip sık dokuyorum. ?

En önemli kriterim;

Gerçekten görmek istediğim ve merak ettiğim bir yer olmasıdır. Mutlaka o ülke veya şehir için heyecanlanmam lazım. Beni heyecanlandıracak şey ise, görmediğim şeyleri görme, bizden farklı olanı bulma konusudur. Yani benim derdim çok ülke görmek değil, hayalini kurduğum ve merak ettiğim yerleri görmektir. Gezdiğim ülke sayısını arttırmak için hiç merak etmediğim ya da daha önce benzerini gördüğüm bir ülkeye gitmiyorum. Gittiğim bir ülkeye gitmeme gibi sert bir kuralım da var hatta. Çünkü oradaki gerçek mottom ‘’dünya çok büyük ‘’ oluyor. Dünya çok büyük ve görecek çok ülke var. Bu konuda 1-2 istisna olabilir ama genel itibariyle ömrüm boyunca bu karara sadık kalacağım konusunda sizi temin edebilirim. ? Ülkeler değil, şehirler, insanlar kültürler bile bambaşkadır ama özünde birbirine yakın coğrafyadaki ülkelerde hemen hemen aynı özelliklere sahiptir.

Yani mesela; Ürdün’ü gördüysem aynı coğrafyada olan Lübnan, Kuveyt ya da Bahreyn’e gitmeme gerek yok. Ya da bir diğer deyişle, bu ülkeleri listemin sonrasına atabilirim. Çünkü biliyorum ki yanındaki ülke hemen hemen aynı coğrafi özelliklere sahip ve hatta belki de aynı kültüre sahip. Ancak hemen Ürdün’ün yanında bulunan İsrail’e gitmek ve görmek çok istiyorum. Bunun nedeni ise Yahudi bir toplumun bulunduğu bir ülkeyi görmek. Mesela Tunus’u gördüm. Artık Cezayir’e gitmem. ‘’Dünya’da görülecek ülke kalmazsa, en son Cezayir’e giderim’’ diye düşünüyorum.?

Ancak bu dediğim şey yanlış anlaşılmasın. Elbette ki Cezayir’in milyonlarca kendine has güzellikleri vardır. Ancak ben seyahat edeceğim ülkeyi seçerken özel şeylerin olmasına dikkat ediyorum. Mesela ülkemizde çöl olmadığı için, çölün nasıl bir şey olduğunu görmek için, çöl olan bir ülkeye gitmek istedim. Çünkü ben ülkemde çölde yıldızların altında uyuyamam. Yine mesela, Kuzey ışıklarını görmek için mutlaka kuzeyde bir ülkeye gideceğim. Bu Tromso da olabilir, Finlandiya da. Sonrasında bir daha başka bir kuzey Avrupa ülkesine gitmem mesela.

Küba, dünyada en çok merak edilen ülke, benim de çok merak ettiğim bir ülkeydi. Küba’yı gördüm. Küba’yı gördüğüm için Dominik’e veya Puerto Riko’ya gitmem mesela. Ama Güney Amerika ülkesi görmedim, Brezilya’ya veya Arjantin’ e gidersem, başka bir Güney Amerika ülkesi görmeme gerek kalmaz mesela. Peru’yu ayrıca merak ediyorum ve mutlaka gideceğim, Peru’yu bu kısımda ayrı tutmamın nedeni orada görmek istediğim bambaşka bir şeyin olması. Sadece Machi Pichu için Peru’ya gideceğim mesela. Bir Asya ülkesi olarak Tayland’a gördüm, sadece Angkor Wat yapısını görmek için Kamboçya’ya gittim. Bu seyahatlerden sonra Tayvan’a gitmem mesela. ? Eminim ki Tayvan bambaşka bir kültür ve güzelliğe sahiptir, ama ben genel itibariyle çok farklı olamayacağını düşündüğümden (iklimi, insanı, yemekleri, kültürü konusunda) Tayvan’ı görülecekler listemde Kuzey Avrupa ülkesinden sonraya atabilirim. Çünkü bir Asya ülkesi gördüm ama Kuzey Avrupa ülkesi görmedim henüz. Dolayısıyla tamamen kafamda oluşturduğum, özel olarak tanımladığım şeyler için yola çıkıyorum ben. Ve her zaman aklımda olan inandığım bir kriterim daha var aslında. Ne kadar uzağa gidersem, o kadar bambaşka dünyalar göreceğime inanırım.

Avrupa’da buradan farklı olarak görülebilecek farklı bir medeniyet veya uygarlık yok benim için ama buradan kalkıp üşenmeden Grönland’a gidebilirim. Çünkü buzulların içindeki yaşamı merak ediyorum, Türkiye’de böyle bir şey görme veya tecrübe etme gibi bir şansım yok. Yani ben burada bulamayacağım veya göremeyeceğim şeyleri daha çok merak edip onların peşinden gidiyorum.

5. Seyahatini genellikle hangi ulaşım aracıyla yapıyorsunuz? Seyahat ederken ailen ne tepki gösteriyor?

Uçakla gidiyoruz ve gittiğimiz yerlerde araç kiralama hayatımızı kolaylaştıracaksa araç kiralıyoruz. Bazen şoförlü araç kiralıyoruz. Bu tamamen ülkenin ulaşım konusundaki durumuna bağlı. En önemli kriter kısıtlı zamanı optimum kullanmayı sağlamak oluyor. Buna göre ne makulse oradan gidiyoruz. O kısımlarda pek hesap yapmıyoruz. Çünkü ‘’vakit, nakittir’’ benim için önemli bir ilke. Sonuçta ömrümde bir kere gittiğim ve bir daha göremeyeceğim ülkeyi hakkıyla/layıkıyla gezmem gerekiyor. Ailem genelde olumsuz yorum yapmaz ve karışmaz, sadece Kamboçya’ya gideceğim dediğimde ‘’neden İngiltere’ye ya da Amerika’ya gitmiyorsunuz’’ diye soruyorlar. ? Bilinen yerleri gidip görmemizi- topluma göre-medeniyet olan yerlerde gezmemizi istiyorlar. ? (tamamen iyimserlik içeren bir yorum) Bunun dışında negatif bir yorum veya sorgulama olmuyor. Bunun böyle olmasını sağlayanın da tamamen ‘’biz’’ olduğumuz düşünüyorum. Zira herkesin hayatına kimse karışamaz.?

6. Gezilerin bütçeni aşıyor musun? Ya da takipçiler gibi soralım ; Zengin misin? 🙂

Zengin değilim. Ama şu bir gerçek ki Türkiye şartlarına göre ortalama gelirin üzerinde bir rakamla yaşıyorum. Burada da benim tüme varımla ve tümden gelimle ulaştığım ciddi yorumlar var, onları da sizinle paylaşmak isterim. ? Mesela biz, gitmek istediğimiz bir ülkeyi kafaya koyduktan sonra, uygun uçak bileti ararız ve en ucuzunu buluruz. O kısımlarda sanatçı kaprisimiz yoktur, yani aktarma bizi üzmez, bunu sineye çekebiliriz. Biletimizi 7-8 ay önceden alırız, rahat rahat öderiz, gideceğimiz tarihte zorluk çekmeyiz. Yani bizim evde sabit giderlerimizin yanında zaruri turizm gideri de mevcuttur, yani dolayısıyla yakınlarda bir seyahat illaki vardır.? Biz bunu hep biliriz ve burada bir an canımız sıkılıp ‘’ hafta sonu bir şeyler mi yapsak’’ diye düşünürken, bir sonraki haftaya seyahat olduğu için, ‘’ neyse yapmayalım, zaten çıkacağız’’ diye düşünüp aile bütçemize bebeksi bir koruma dokunuşu yaparız. ?

Bileti yüz sene önce almamız genelde komik gelir çevremize ama ben bunu komik değil, planlı programlı birinin enfes düzeni olarak tanımlarım. ? Biletimi en erken 5-6 ay önce alırım ve gidip gidemeyeceğim konusunu asla düşünmem; ne olursa olsun gideceğimi bilirim, gidemeyeceğim durum ancak ve ancak çok hayati bir durum olur ki, hayati durumda kim düşünür bilet parasını. Ama dürüst olmak gerekirse, Şöyle bir şey de var. Bence bu benim şansım. Özellikle ben seyahatten aldığım keyfi, hayatta hiçbir şeyde bulamam. Eşime de seyahat mikrobunu bulaştırdığım için, o da benim gibi artık. Dışarıda zaman geçirmeyi hiç sevmem. Konser, tiyatro, sinema pek sevmem, aramam. İnsanların bolca bulunduğu yerlerden kaçarım.? Yurtiçi gezme konusunda aşırı seçiciyimdir, ‘’hafta sonu ağva’ya gidelim’’ demem mesela. Türkiye’de yaz tatilinde bir yere gitmem. Eylül’de Ekim’de yaz tatili yaparım, ya da kışın bize göre yaz olan bir yurtdışı rotasında. Hafta sonu kafelerde kahvaltı yapamam, ev yemeği dışında bir şeyler yemeği sevmem, gibi gibi gibi… Eşimde hemen hemen benim gibi olduğu için İstanbul’da yaşarken hafta sonu harcamaları yapan bir çift değilizdir. İstanbul’daki en büyük aktivitemiz Sarıyer’e gidip deniz kenarında yürümek ve bir çay içmek olur.

Bin yılda bir, bir yerde rakı balık yaparız, yılda bir olan başka şeyleri söylemiyorum, aklıma da gelmiyor zaten ama bahsettiğim gibi şehirde yaşarken hareketli bir çift değiliz biz. Evi inanılmaz severiz, işimiz yoksa kolay kolay dışarı çıkmayız (zombi miyiz biz ya, yazdıkça korkmaya başladım). Gezmek demek illaki yurtdışı gezmek değildir, keşfetmek görmek sadece uzak rota olmadığından insan yeter ki görmek istesin. Para konusunun büyük bir bahane olduğunu düşünüyorum. Bu olay tamamen insanın hareket etmeyi isteyip istememesi ile alakalı. 5 kişilik bir aile çadırını alıp deniz kenarında kamp yapabiliyorsa ve bunu da inanılmaz makul bütçeyle yapıyorsa, gezmek her insan için mümkündür. Maldivler’e gitmez ama başka yere gider. Bu mesele tamamen kişinin bütçe yönetimi ile alakalıdır. Sadece öğretmen maaşı ile kışın çalışıp biriktirip yazın 2 ay Amerika’yı gezen insanlar tanıyorum. Elinde limitli parası ile yola çıkıp, gittiği ülkede çalışan gezenleri zaten saymıyorum. Dolayısıyla bu tamamen sizin ne istediğiniz ile alakalı. Siz yeter ki gezmek, görmek, keşfetmek isteyin. Mesela, benim gelirimin normalden daha fazla olmasının bana getirdiği artı;

Ürdün’de çöl turu yaparken 4×4 jeep i kendimize özel kiralamamızı sağlıyor. Ya da 40$ a bedevi çadırında kalmıyoruz da 300$ a gökyüzünü izleyebileceğimiz harika bir kampta kalıyoruz. Benim gelirimin normal birinden fazla olması bana Maldivler’e gidip, kumsalda jakuzili bir villada kalma gücünü veriyor olabilir, ama sen de aynı turkuaz suyu ve beyaz kumsalı görmek istersen Yunanistan’a Halkidiki’ye gidebilirsin. Ya da sen de bütçeni ayarlayıp, Maldivler’e biletini alıp, kumsal villasında değil de normal bir otel odasında kalmayı tercih edebilirsin. Yani bence tamamen kişinin tercihleri ve fedakarlıklarıyla alakalı bir durum. Ben seyahatlerimi aile bütçeme göre aylar öncesinden planlayıp, birikimimi buna göre yapıyorum. Herkesin de bütçesine ve gönlüne göre alternatifler yaratabileceğine inanıyorum.

7. En çok beğendiğin ülke veya şehir hangisi ? Sebebi nedir?

Çocukluğumdan beri atlaslarda gördüğüm beyaz kumsallar ve turkuaz suların gerçek olduğunu anladığım an, hayatımın en güzel anıydı. Yeryüzünde daha güzel bir yerin olduğunu düşünmüyorum, o sebeple gönül rahatlığı ile Maldivler diyebilirim. Bir iki youtube videosunda 54. Kez Maldivlere giden bir turist için otel, ‘’welcome to home’’ yazmıştı. Bizim de yaşlanınca öyle olacağımızı hayal etmek istiyorum.

Maldivlerden sonra; Küba’yı söylemeden edemem, çünkü inanılmaz güzel bir ülkeydi, ve tabi ki aşık olduğumuz şehir Trinidad oldu. Yine dikkat ederseniz bir ada ülkesine vuruldum. Ada ülkesi ve tropikal iklim. Ben tropikal iklimin kokusunu, yağmurunu, doğasını, toprağını, meyvelerini kısacası her bir şeyini çok ama çok seviyorum.

Trinidad’ı özel kılan ise; iliklerinize kadar Küba’yı hissedeceğiniz olağanüstü bir şehirdir. Bana göre ise dünyadaki en sevdiğim müzik türü olan Küba müziğini rengarenk sokaklarında dinleyip, dans eden insanları izleyip mojitomu yudumladığım efsane bir şehirdir. Turkuaz sular ve bembeyaz kumları ile sizi kucaklayan gerçek bir Küba şehridir, Trinidad. O sebeple bu zamana kadar gördüğüm en özel şehir Trinidad’dır.

Gezginlerle Röportaj

bigezipdoncem

8. Sende hayal kırıklığı yaşatan bir şehir oldu mu? Büyük beklentilerle gittiğin ama aradığını bulamadığın?

Bir yere gitmeden önce büyük araştırmalar yaparak gittiğimden, hayal kırıklığına uğradığım hemen hemen hiç olmadı ama şimdi geriye bakıp düşününce çocuk aklıyla Milano’yu artık nasıl hayal ediyorsam, gördüğümde benim için hiçbir şey ifade etmemişti. Oldukça sıradan bir şehirdi. Gotik mimarideki Duomo katedralinden başka hiçbir şey yoktu Milano’da. Yine Macaristan Budapeşte, benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir diğer şehir oldu.

9. Gezilerin esnasında korktuğun durumlar oluyor mu? Ya da tedirgin olduğun bazı anlar?

Elbette oluyor. Bu soruyu okur okumaz Tunus seyahati geldi aklıma. Tunus’da toplu taşıma ve şehirlerarası yolculuk zor olur diye, tüm seyahatimizde bizi gezdirmesi için bir rehber ayarlamıştık, bizi havalimanından alıp, havalimanına bırakacak ve tüm şehirlerarası transferi sağlayıp gerekli her yeri gezdirecekti. Tunus’un kuzeyinden güneyine inip, aşağıdan yukarı çıkarak tüm ülkeyi gezecektik ama bizi ilk aldığı gün onu pek tanımadığımızdan Sahra çölüne doğru inerken bizi Tozeur diye bir şehire getirdi. Saat neredeyse gece 10 du ve biz Jurassic Park şeklinde düzenlenmiş etrafımızda bir sürü dinazorun olduğu hiç ışık olmayan bir yere doğru gidiyorduk. Tam olarak şurası görmek için tıklayınız..

Sonuçta tanımadığımız bir ülkede, tanımadığımız bir adamın arabasında ormanlık bir yerde ilerliyoruz. Elbette çok korkmuştum. Sonuçta hiçbir şey olmadı, harika bir yeri görmüş olduk ve suanda o rehberle hala arkadaşız.

Genelde yabancı ülkelerde (gece hayatımız zaten yok) geceleri pek tenhalarda dolaşmayız. Bu beni hep korkutur. Bu konularda hiç yiğitlik yapmaya çalışmam ama genel olarak bazen de güvenmek zorundasınızdır. Mesela gece Petra’ya girip 2000 yıllık tarihin içinden yürüyüp Petra’yı görünce de korkmuştum. Yol boyunca kalabalıktan ayrılmadan yürümek için koşturarak hareket etmiştik.

Yine gündüz bir taksi kiralayıp Küba’da Vinales vadisine gidince de taksi şoförüne güvenememiştim ama bunları bir şekilde yönetmek gerektiğinden fazla evham yapmamaya çalışıyorum. Hijjenik olmayan şartlar zaten en ağır şekilde Küba’da karşımıza çıkmıştı, sinekler ısırdıkça tedirgin oluyordum. Yine evden uzakta hasta olmak beni en çok tedirgin eden şeydir. Phuket’teki son gecem sabaha kadar kusmayla geçmişti. Thai yemekleri ve yemek yiyememek beni bezdirip yorgun düşürmüştü hasta olmak da bir seyahatte en korktuğum şeylerden biridir. Ama bunların hepsi, şuan buraya yazarken benim gülümseten muhteşem anılar olarak hafızama kazındı.

10. Gittiğin yerlerde mutlaka yaptığın işler, bir rutinin var mı yoksa spontane mi geziyorsun?

Belli bir rutinimiz yok, ama en net olarak şunu diyebilirim. Çok erken uyanırız ve erken yatarız. Güneş doğar doğmaz kendimizi sokaklara atarız ve önce anlamsızca sokaklarda kayboluruz. En son 20-30 bin adım attığımızı hatırlıyorum. Ben bir ülkeye gitmeden inanılmaz düzeyde araştırma yaparım. O sebeple bazen görmüş kadar dikkatli ve düzgün seçimler yaparım. Bunun nedeni, hayatımızda bir kere göreceğimiz bu ülkenin hakkını vererek gezmek ve keşfetme isteğidir. O sebeple bir ülkeye gitmeden, hangi şehirleri gezeceğim göreceğim, nerede kalacağım, ne yiyeceğim, nerede yiyeceğim bile planlanmış olur. Nereden alışveriş yapılacağı, neler alınacağı, taksiye ne kadar ödeneceğine kadar not alır, ve üzerine çalışırım. O kıymetli kısıtlı anı en optimum şekilde kullanmak isterim.

11. Konaklama konusunda sıkıntı yaşıyor musun? Bazı konaklama seçenekleri ucuz olmasından dolayı tam donanımlı değiller ve bu durumlarda kişisel bazı ihtiyaçlar problem olabiliyor.

Bazen sürpriz sorunlar olabiliyor ama benim seçimlerimle alakalı değil. Ucuz yerler tercih ettiğimiz zamanlar olabiliyor ama böyle yerlerde birtakım eksiklikler bizim için sürpriz olmuyor. Örneğin bir ülkeye akşam üstü 5’te varınca ekonomik bir otelde kalıp o günü geçirmek mantıklı olabiliyor. Ya da seyahat boyunca şehir değiştirerek değişik otellerde kaldıktan sonra, son 2-3 günü çok şık bir otel seçip kendimizi şımarttığımız olabiliyor. Genel itibariyle konaklama konusunda kendimizi fazla zorlamıyoruz. Otellerin donanımlı olmadığını anladığımızda gardımızı alarak gittiğimiz için mağdur olmuyoruz açıkçası. Bazı konularda asla taviz vermediğim prensiplerim olduğundan, konaklama konusunda fazla sorun yaşamadık bu zamana kadar.

12. Gezmek / tatil yapmak herkesin seveceği bişeydir ancak senin için farklı bir anlamı var mı?

Benim kişisel görüşümde şunu tüm açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, seyahatler asla ama asla tatil değildir. Elbette ki bana iyi geliyor, çünkü sevdiğim şeyi yapıyorum yolda olduğumda. Ama biz seyahatlerde çok yoruluyoruz. İş için uyandığımız saatten daha erken bir saatte uyanıp hiç yürümediğimiz kadar yol yürüyüp, hiç aç kalmadığımız kadar aç kalıyoruz. Bu yüzden bizim için asla tatil değildir seyahatler. Keşfetmek için çıktığım yolculuklarda dünyanın ne kadar büyük olduğunu ve bunun karşısında ne kadar küçük olduğumu anlıyorum. İnanılmaz olaylarla karşılaşmak, farklı kültürleri ve çeşitliliği görmek, evden uzaklaşmak tarifi yapılamayacak tecrübeler.

Şimdi buradan yaklaşık olarak 10.000 km uçuş mesafesi uzaklığında olan Küba’da olduğunuzu hayal edin. Bir akşam okyanus kenarında yürürken evden ne kadar uzakta olduğumu, dönmek istesem en az 12 saat süreceğini düşünmüştüm. Tam o gün, artık eve dönmek istediğimi daha fazla Küba’da kalmak istemediğimi anladım (yaklaşık 2 hafta sürmüştü Küba seyahatimiz). İşte bu yüzden, seyahat; Güvenli bölgeden uzaklaşıp konfor alanını terk etmek ve aslında tamamen benliğe yolculuktur.

Yapmış olduğum seyahatlerden sonra kendimi tanıdım ben. Neyi sevdiğimi, neyi sevmediğimi, hangi durumda ney, ne kadar dirayet gösterebileceğimi, yatağımdaki yastığın ne kadar önemli olduğunu, sıcağa dayanamadığımı, çay içmezsem başımın ağrıdığını, dünyanın en güzel yerinde bile olsam ailemi görmek isteyeceğimi, yeni tatlara kesinlikle kapalı bir insan olduğumu, ülkemi çok sevdiğimi, ülkemizin bolluk içinde bir ülke olduğunu ve sonuçta da sahip olduğum her şeye kocaman bir şükretmeyi öğrendim seyahatlerde.

Siz de kapınızı kapatıp Kamboçya’ya gidip, kapkara çamur gibi su üzerindeki evlerde yaşayıp, su üstündeki okullarda okuyan çocukları, timsahların yüzdüğü o çamur gibi suyu hem içen, hem yüzen, hem de balık tutan insanları görürseniz kendi hayatınız hakkında düşünmeye zorlanırsınız. Dolayısıyla ne isteyip istemediğinizi daha iyi analiz edersiniz. İşte bu yüzden, seyahatler bana göre tatil değil, dünyanın küçük bir kısmını görmek için yola koyulup kendinizi keşfettiğiniz bir yolculuktur. Bu yüzden beni hayatta en mutlu ve doymuş hissettiren şeydir.

13. Takipçilere ya da ilk gezilerini yapacaklara vermek istediğin bir mesaj / tavsiye var mı?

İnanın dünya çok büyük. Sizin yaşadığınız yerden veya hayattan ibaret değil. Bunu anlamanın tek yolu, gezegenin başka noktalarına ayak izlerinizi bırakmanız.

Eğer cesaret edip yola çıkarsanız, göreceklerinizin sizi nasıl hayrete düşüreceğini ve mutlu edeceğini anlayacaksınız. Bahaneleri bırakın ve konfor alanını terk edin. Cesur olun ve son olarak çok okumadan asla yola çıkmayın. Buraya kadar okuyan herkese kucak dolusu sevgiler<3

Gezginlerle Röportaj

bigezipdoncem

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

1
Bir yorum bırak

avatar
1 Konulu yorumlar
0 Yorum cevapları
1 Takipçiler
 
En çok tepki alan yorumlar
En sıcak tartışmalar
1 Yorum yazarları
Dila En yeni yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Dila
Ziyaretçi
Dila

Çok başarılı ??