Yerebatan Sarnıcı birçok efsaneye ciddi anlamda ev sahipliği yapmış olan bir mekân. Hatta bunlardan en fazla dikkat çekenini sizler ile paylaşmam gerekir ise, Ters Medusa Başını sizlere örnek olarak verebilirim. Bu sarnıç ciddi anlamda ve tarihsel anlamda çok eskiye dayanmaktadır. Bundan dolayı da insanlar birçok mit ve efsaneyi bu sarnıç üstünden her zaman bizlerin önüne koyuyorlar. 532 yılında inşa ettirilmiş olan Yerebatan sarnıcı Büyük Saray’ın tüm su ihtiyacını karşılamak amacı ile kullanılmış ve bu konuda da ciddi anlamda büyük bir başarı sergilemiştir. Yapımında binlerce kölenin çalıştırıldığı bu büyük yapının içerisine gelen su çok uzaklardan geliyor.

Belgrad Ormanlarında bulunan su buraya getiriliyor. 116 metre uzunluğa sahip olan ciddi anlamda büyük bir yapıymış. İstanbul ‘u 1453 de Osmanlı fethettikten sonra Topkapı Sarayı’nın içerisinde bulunmakta olan bahçelerin ve bunun gibi suya ihtiyacı olan alanların su ihtiyacını karşılamak adına bu sarnıcı bir süre de olsa kullanmış, fakat bu dinen Osmanlı Devletine ters gelmesinden dolayı bu yapı kaderine terk edilmiş, ölüme terk edilmiştir. Koskoca yapılı düzeni bırakan Osmanlı bunun yerine kendi sistemini kurma girişiminde bulunmuştur ve bu ölüme terk edilen yapı ise 1550li yıllarda gelen bir araştırmacı ile tekrardan popüler hale gelmiştir ve gelen Hollandalı kâşifin bu keşfini kendi kitabında anlatması ile iyice ünlenmiştir.

Yerebatan sarnıcı Osmanlı döneminde kullanılmış olduğu kısa süreç içerisinde 2 kere büyük tadilat geçirmiştir.

Ayrıca daha 20. Yüzyıl ‘da bölgede yapılmakta olan bir inşaat çalışması esnasında oluşan bir kaza ile bu büyük ve büyük olduğu kadar da tarihi olan bu yapının kuzeydoğu duvarından orta kısmına doğru bir kaç sütunda kırılma durumu meydana gelmiştir. Devlet bu durumu hızlıca kontrol altına alıp ne kadar beton ile kaplamış olsa da, sizler de eğer giderseniz bu sütunlardaki deforme olma izlerini çok rahat bir şekilde gözlemleyebilirsiniz.

Yerebatan sarnıcı sizlere çok farklı ve ruhsal bir havayı hissettiriyor. Zaten gittikten sonra da bu dediğimi daha iyi bir şekilde anlayacak ve bana hak vereceksiniz. Yerebatan Sarnıcı içerisinde bulunan Medusa Başları ciddi anlamda insanları hayrete düşürüyor. Neden böyle bir gereksinimde bulunulduğunu hala kimse bilmiyor. Bu başların neden buraya getirildiğini ya da nereden getirildiğini hala kimse bilmiyor. Bu belirsizlik sarnıcı her geçen gün çok daha popüler bir hale getiriyor.

Medusa yunan mitolojisi içerisinde ciddi anlamda çok büyük bir yere sahip. Bundan dolayı da bu Medusa başlarının birilerine gönderme olduğunu da düşünen birçok kişi var, yan ya da ters koyulması da insanları bu gibi teoriler oluşturma konusunda heveslendiriyor. Medusa Yunan mitolojisi içerisinde siyah gözleri ve çok uzun saçları ile o çağda yaşayan en güzel en ilgi çekici kadınlardan birisiymiş. Tanrılardan birinin gazabına uğramış ve bu lanetten sonra da kendisinin tüm güzelliği gitmiş. Ayrıca saçları yılana dönüşmüş ve bakışları ise ona bakacak kadar cesareti olan tüm erkekleri direkt olarak taşa çevirmeye başlamış. Bu gibi bir efsaneye sahip olan bir karakterin de Yerebatan sarnıcı içerisinde kullanımı ciddi anlamda insanları komplo teorisi üretmeye itiyor olsa da neden ya da nereden soruları daha cevaplanmadığı için kesin bir cevap yok.

Ayrıca Yerebatan sarnıcı ‘nı gezerken çeşitli şekilde el emeği ile oyulan ve kabartılan bir sütun bulunuyor. Bu sütünün üzerinde bulunan gözyaşı şeklinde desenler yapının inşaatı sırasında ölen yüzlerce köleyi temsilen oraya konulduğu söyleniyor.

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir