Batı Karadeniz Bölgesi’nde Bolu’nun 42 km. kuzeyinde bulunan sonbaharda havanın soğukluğuna rağmen sıcak renklerin her tonunu bir arada görebileceğiniz doğa harikası bir yer. 1965 yılında milli park olarak koruma altına alınan bu yer vadilerin kapatmasından dolayı 7gölden oluşuyor. Buranın bünyesinde Büyük göl, Serin göl, Deringöl, Nazlı göl, Küçük göl, İnce göl ve Sazlı göl olarak 7 göl var. Burası çok sayıda bitkiye de ev sahipliği yapmaktadır. Başlıca ağaç türleri kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çamdır. Pek çok yaban hayvana da rastlamak mümkün: Ayı, domuz, kurt, tilki, sincap vs.  ama umarım ayıya rastlamazsınız =)

Biz 7 göllere kamp için bayramda çıkmaya karar verdik. Birkaç gün öncesinden tüm hazırlıklarımızı yaptık. Biz şehirli insanlar için bir tür macera diye tanımlanabilecek kamp, hazırlık yapmadan gidilirse çekilmez bir hal alabilir. (Kampa gidip sevmeyen çoğu kişi aslında hazırlıksız ve uygun olmayan eşyalar ile gittiğindendir). Çadırda kalmadan önce yapmanız gereken bazı kamp hazırlıkları vardır. İnsan olarak hepimiz doğaya karşı savunmasızız bunun için kendimizi buna karşı hazırlamamız önemlidir. Kısaca bahsetmek gerekirse iyi bir çanta seçilmeli (su geçirmeyen). Temel malzemeler ise Çadır, uyku tulumu, kamp sandalyesi, mat, ilk yardım çantası, yedek kıyafet, çorap, bıçak, el feneri, kafa feneri,  piller, pusula, tuvalet malzemeleri, yiyecek, halat, su matarası. Çantanız hafif olmalı. Çantanın küçük ceplerini acil durumlarda ihtiyaç duyacağınız şeyler için kullanın böylelikle bir şey almak için tüm çantayı boşaltmanız gerekmez. Tabi bu söylediklerim nerede ve hangi şartlarda kamp yapacağınıza göre değişir. Şimdilik bunları bilmeniz yeterli. Daha sonra kamp için daha detaylı bir yazı yazacağım.

İstanbul dan 18.00 sularında çıktık yola. Yol git git bitmek bilmedi. Yolda 2  3 kere ihtiyaç molası verdik. Kamp alanına giden yollar bozuktu. Planımız hava kararınca orada olacağımız için her hangi bir yere kurulup sabah kalkınca güzel çadır kurabileceğimiz bir yer bulmaktı. Ama Kamp alanına ulaştığımızda arabayı dahi park edecek yer bulmakta zorlandık. Bayramdan dolayı bu kadar kalabalık olacağı nasıl da aklımıza gelmemişti. Zaten son zamanlarda tatil anlayışı da değişmişti. İnsanlar artık oteller yerine daha sakin kendileri ile baş başa kalabilecekleri huzurlu bir tatil seçmeye başlamışlardı. Bu kadar yol geldikten sonra geri dönmek olmazdı. Eşyaları indirmeden küçük bir gezintiye çıktık kafa fenerleri ile. Yerler kaygan ve çamurluydu anlaşılan yağmur yağmıştı ama bizde ona göre hazırlıklı gelmiştik. Çünkü kampımızın son günü hava yağmurlu gösteriyordu bizde yanımızda tente getirdik artık ne kadar koruyacak görecektik.

Bu arada Yedi göllere kamp için gidecekseniz bilmeniz gereken en önemli şey herhangi bir şekilde ateş yakmak ve mangal yapmak yasak. Akşam belirli bir saatten sonra kamp kuranlara izin veriyorlar. Nedenini sorduğumuzda çok fazla günü birlikçinin geldiği ve mangal yapanların çevreye zarar verdiği. Ama siz kampçılar nasıl ateş yakılması gerekiyor biliyorsunuz ve arkanızda ne bir çöp ne bir pislik bırakıyorsunuz o yüzden aksam 18.00 dan sabah 08.00 a kadar izin veriyoruz sizlere demişti. Bu arada çadır kurmak için çadır başına 25 TL veriyorsunuz. Biz mevsimi olmadığı için 12.5 TL vermiştik. Ayrıca arabayla gelenler için giriş ücreti olarak 12 TL daha alıyorlar. Tabi biz gece girdiğimiz için para vermemiştik araç için (siz böyle yapmayın) =).  Bazı siteler de orada çadır kiralayabileceğiniz yazıyor öyle bir şey yok kanmayın.  Kamp alanı içerisinde Tuvalet ve su ihtiyacınızı rahatça karşılayabiliyorsunuz. Her yerde içilebilir çeşmeler var. Tuvaletin pek temiz olduğu söylenemez. Yanınızda mutlaka sıvı sabununuzu ve tuvalet kağıdını alın orada yok otel değil sonuçta =)

Gönül isterdi direk gölün yanında çadırımızı kuralım ama oralar çoktan kapılmıştı. Siz daha erken çıkmaya bakın ve Nazlı göl ve Kuru göl daha küçük olduğu için diğer yerlere göre daha sakin ve huzurlu oraları kapmaya çalışın. (Böylelikle günübirlik gelenlerin ellerinde çekirdek rahatsız edici bakışlarından, aa burada mı kalıyorlar, Hilmi bak gençlere gece donar bunlar burada gibi laflarından da uzakta olursunuz) =)  Akşam karanlığında pek bir şey göremesek te çadırımızı kuracak bir yer bulmuştuk. Pek içerlere doğru gitmedik çünkü yaban hayvanlar bulunuyordu. Bulduğumuz yerde bir kişiyi bırakarak eşyalarımızı almaya gittik tabi bir seferde getirilecek gibi değildi. İçinde etlerimizin ve içeceklerimizin bulunduğu küçük buz dolabımız bile vardı =) Tüm eşyalar geldikten ve çadırlar kurulduktan sonra ilk iş ateş yakmaktır. Bir şey pişirmeseniz de o ateş hep yanar. O geceyi çıkaracak kadar odun topladık ama nemli ve ıslak olduğundan yanmadı. Üst taraflarda obasını kurmuş iki kız kampçı imdadımıza yetişti =) uyuyacaklarını ondan dolayı ateş yakmak için kendi yanan közlerini bize verebileceklerini söylediler. Oradan tenceresini aldı içine yanan közleri doldurdu bize verdi bu sayede kolayca ateşimizi yaktık. Ateş eşliğinde biralarımızı yudumlarken yol yorgunu olmamıza rağmen gece 03.00 a kadar sohbet ettik ve çadırlarımıza dağıldık. Sabah temiz havadan mı bilinmez 07.00 gibi uykumuzu tam almış olarak uyandık. Tuvalet 100 m kadar uzaklıktaydı. Dişlerimizi fırçalamış dönerken bir adet bank gördük ne yapıp edip onu kendi kamp alanımıza taşımamız gerekiyordu bu tarz yerlerde bulunmaz bir nimet =). 4 kişi sırtladık yolda görevliye de yakalandık gerçi ama kamp sonunda aldığımız yere geri koyacağımızın sözünü verip devam ettik yolumuza. (Geri götürmedik ) =) .

Sabah çiğ yağdığından yine ateş yakmakla uğraşmamak için yanımızda getirdiğimiz tüpü kullandık. Çayımızı demleyip, poğaçalarımızı, sucuklu yumurtamızı bir güzel yedikten sonra etrafı keşfe çıktık.  Sırası ile tüm gölleri gezmeye başladık Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl. Hepsinde fotoğraf çekildiğimiz için yürüyüşümüz saatlerce sürdü. Bu arada gezerken gözünüze ‘Yüksek sesle konuşun ‘ tarzında tabelalar takılabilir nedeni buralarda çok fazla ayı, tilki, domuz vs olması. Zaten ayı ile karşılaşırsanız kaçmaya çalışmayın işe yaramayacaktır. İnternet te yazar ellerinizi açın ondan daha büyük olduğunuzu sansın yada hareketsiz durun vs.  Siz en iyisi yavaşça telefonunuzu çıkartın ve selfi çekin olurda yaşarsanız güzel foto olur =)

Yürüyüşümüz bittiğinde dönüp mangal hazırlığına başladık. Herkes bir işin ucundan tuttu kimisi aydınlatmayı ayarladı, kimisi etleri, kimisi salatayı. Güzel huzurlu bir akşam yemeğinin ardından kamp sandalyelerimize oturduk. Odun ateşinde pişen çayımızı içerken ve yıldızları izlerken içimiz huzurla ısınıyordu, gerçi o sıcaklık yanan ateşten geliyordu büyük ihtimalle ama neyse =)

Hani hep söyleniyoruz ya zaman ne kadar çabuk geçiyor, bu hafta da bitti. Aslında ateşin sıcaklığında havayı izlerken aslında zaman öyle yavaş ilerliyor ki bu tecrübeyi tatmanız lazım.

Sabah olup uyandığımızda yağmur yağıyordu. Çadırımızın üstüne düşen su damlaları, derenin sesi uyanmak eşyaları toplayıp gitmek gelmiyordu içimizden ama mecburduk.

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir