YAKIN DOĞU’DAN ORTA DOĞU’YA

Yazıya yakın doğu diye başlıyorum çünkü ben Yakın doğuluyum ve orada çalışıyorum .Şimdi sizin kafanızda “Kıbrıs’ta çalışıyorsun” diye düşünceler vardır. Dünya’da Uzakdoğu, Orta doğu varsa benim için de Türkiye’nin doğusu yakın doğu olarak geçer.

Seyahat etmeyi çok seven, fırsat buldukça her hafta sonu bir yerlere kaçan ben… Bu sefer de sömestr tatilinden yararlanıp Ortadoğu’ya kaçtım. Yola Mersin’ den MARİNATUR ile çıktım. Seyahat boyunca acenta sahibi Meryem SÜSLÜ hanım bize eşlik etti.

Adana’dan İstanbul’ a oradan da “en”lerin şehri Dubai’ ye uçtuk. Laf aramızda economy class olarak alınan biletlerimize rağmen hem giderken hem de dönerken business class gibi uçtum . Çünkü şans eseri yanımdaki koltuklar boştu.

Dört saatlik bir uçuşun ardından gecenin bir yarısı Dubai’deyiz artık. Havaalanında bizi rehberimiz Beril Hanım karşıladı. Önce servisle bir Türk restoranına gidip kahvaltı yaptık. Daha sabah ezanı okunmamıştı bile. Sıcak diye bildiğimiz topraklarda hava sabah saatlerinde çok soğuk oluyor. Tabi bu kadar soğuk olduğunu tahmin etmediğim için havaalanında spor ayakkabılarımı çıkarıp sandaletlerimi giyinmiştim. Sonuç fotoğraftaki gibi yeni bir moda oldu😊

Emirlik hakkında genel bir bilgi

Petrol bulunana kadar balıkçılık ve inci çıkarma işiyle geçinen ülke, petrolden sonra   hayli gelişmiş. Petrolden olan kazancını turizmin gelişmesi için kullanmış. Turizm ve gayrimenkul emirlik için ön planda geliyor. Her ne kadar gökdelenleri dikmiş olsalar bile emirlikte çölün yeşile dönmesine çok önem verilmiş. Deniz suyunu tatlı suya çevirerek damlatma sistemiyle sulama yapılıyormuş. Hatta bazı yerlerde organik tarımın yapıldığı bile söyleniyor.

Halkın çoğu Hintliler, Pakistanlılar Bangladeşliler, Filipinler,  Türkler ve İngilizler gibi yabancı uyruklu insanlardan oluşuyor. Zaten bu topraklar daha önceden İngiliz sömürgesinde olduğu için hala İngilizlerin olması gayet normal. Diğer milletler ise çalışmak için gelmiş.

Emirliğin resmi dili Arapça fakat her yerde İngilizce konuşuluyor. Hatta okullarda bile İngilizce öğrenimine ağırlık veriliyormuş.

“Para veren altın bulsun” sözünü hiç duydunuz mu? Emirlikte bunun gerçekleştiğini öğreniyoruz. Normalde  bankamatiklere para atar para alırız ya …onlar para atıp altın alıyorlarmış. Bazı bankalarda böyle bir sistem varmış.tabi bizim bankalarda işimiz olmadığı için alışverişlerimizde dolar verip para üstü olarak dirhem alıyorduk. Her yerde paranın gücünü konuşturuyorlar yani..

Tatlı sever misiniz? Emirlikte bazı tatlıların üzerine süs amaçlı altın koyuyorlarmış. İnce bir altın tabakasıyla süslüyorlarmış tatlıları. Sağlığa zararı olmadığı için isteyen müşteriler rahatlıkla yiyormuş. Tabi fiyatlar ona göre değişiyor. Cebine güvenene “afiyet olsun” ama denemeyi isterdim.

Artık 7 emirlikten oluşmuş Birleşik Arap Emirlikleri’nden Dubai’yi gezmeye başlayabiliriz

Geziye yelken otel diye bildiğimiz “Burj al Arap” yakınındaki sahilden başladık. Otel karadan bakıldığında  yelkenli şeklinde gözüküyor. Denizden bakıldığında ise oteli ikiye bölen bir direk ve üstünde direği ortadan bölen yatay bi cubuk var. Bu görüntüsü haç şeklini andırıyor. Otelin üstünde havayoluyla ulaşımı sağlamak isteyenler için helikopter pisti bulunuyor.

Burj Al Arap’ tan sonra “Souk Madınat Jumerah”a gidiyoruz. Burası bi çarşı. Çarşılar bizdeki gibi saat 10.00 da açılıyor. Çarşıda küçük otantik dükkanlar var . Bahçesine çıktığımızda su kanallarıyla karşılaşıyoruz. Bu kanalları görünce Venedik’te yaptığım gondol gezisini hatırlıyorum.

Panaromik şehir turundan sonra Dubai marinasına gidiyoruz. Çevrenize baktığınızda lüx içinde değişik mimariyle tasarlanmış gökdelenler görüyorsunuz. Dünya nın en yüksek binası olan “Burj Khalifa” da bunlar arasında. Doğal olarak Dubai de nereye giderseniz gidin bu devasa yapıyı görmemek mümkün değil. 163 katlı olduğu söyleniyor. “Burj khalifa”yı gören dünyanın en büyük alışveriş merkezi “Dubai Mall” nin içinde dev akvaryumu görebilirsiniz. Akvaryumda köpekbalıklarından vatoza kadar hemen her türlü balık var. AVM nin önündeki havuzda bir akşam su gösterilerini izleme fırsatımız oldu. Müzik eşliğinde suların dans edişi,  ilk görenler için ilginç gelebilir ama ben Batum da izlediğimi daha çok beğenmiştim.

Burj Khalifa’nın  tepesine de çıksanız çölün ortasında insan yapımı olan dev palmiye adasını göremiyorsunuz. Hani fotoğraflarda gördüğünüz palmiye adası… adanın tamamını ancak uçakla uçarken gökyüzü açıksa görebildiğiniz söyleniyor. Çöl iklimi olduğu için toz bulutuyla kaplı gibi bi  havayla karşılaşabiliyorsunuz çünkü…Sanırım adayı görebilecekler sadece pilotlar olur. Biz giderken de dönerken de göremedik☹

Adayı panaromik olarak gezerken yerli halkın aslında o dev binalarda değil, maddi durumlarına göre fotoğraftaki gibi villalarda oturduğunu öğreniyoruz. Maddi durumu orta düzeyde olanların oturduğu binalar ise kum renginde ve en fazla altı yedi kattan oluşuyor. Kum fırtınası olduğu için bu renge boyanmış binalar. Çünkü fırtına olduğu zaman binaların yüzeyi bile kumla kaplanıyormuş.

Gitmişken  Şeyhin sarayını ziyaret ediyoruz.. Otobüsten iner inmez bir sürü limuzinle karşılaşıyoruz.  Ömrümde bu kadar limuzini bir arada görmediğim için limuzinle fotoğraf da çekiliyorum. Sarayın kapısına kadar yeşil bir alandan oluşan çok büyük bir bahçede yürüyoruz. Polisler fotoğrafta görülen noktaya kadar alıyorlar ziyaretçileri.

Biraz dinlenmek için otelimize geçiyoruz. Otelimiz “Mall of Emirates” adlı alışveriş merkezine yürüyerek gidilebilecek uzaklıkta.. İçinde bizim AVM lerden farklı olarak sıcak havadan kaçmak isteyenler için bir kayak merkezi var.   .Sadece içeriyi gezmek isteyenler için  yaklaşık 100-150 TL ..

Otelde biraz dinlendikten sonra akşamüstü Miracle Garden’a , ordan da Global Village e gidiyoruz. İkisi için 70 dolar ödüyoruz. Miracle Garden , çölün ortasında yapılmış bir çiçek bahçesi. 45 milyon çiçekten oluşuyor. Bahçenin giriş kapısında bile kendinizi masal diyarına giriyormuş gibi hissediyorsunuz.

Çölün içinden böyle bir bahçenin çıkması, çölden yeşil alan çıkarmaya çalışmaları paranın gücünü gösterse de, her imkana sahip olan ülkelerin bina dikmek uğruna topraklarını çölleştirmeye çalışması insanı düşündürüyor.

Acıkmaya başladık. Global village te yemeği tercih ettik. Global village yaklaşık 40 ülkenin yemeklerinin, el sanatlarının kıyafetlerinin… tanıtıldığı ve satıldığı bi çeşit fuar.. İçerde Çin’den Hindistan’a, Fas’tan ABD’ye , Pakistan’dan Türkiye’ye kadar her ülkenin yöresel lezzetleri, elişleri, müziklerini bulmak mümkün .Küçük su kanallarında su gösterilerini de izleyebilirsiniz. Her ülkenin girişinde o ülkeyi tanıtan ikonlar yapılmış.

O kadar çölden bahsetmişken çöl diyarına gidip safari turu yapmadan dönmek olmaz. jeepler  bizi otelden öğleden sonra alıyor çünkü hem aşırı sıcakta rahat hareket edilmesi gerek hem de güneşin batışını izlememiz isteniyor.Turu hızlı yapmak isteyenler ve yavaş yapmak isteyenlere göre guruplara ayrılıp jeeplere biniyoruz. Adrenalin tutkunu olan benim hangi jeepe bineceğimi tahmin edersiniz artık. yaklaşık bir saat yol gidiyoruz. Bütün jeepler aynı  yerde mola verip lastiklerin havasını alıyor. Sonra liderlerin komutasıyla aynı anda çöle ulaşıyoruz.

Bütün jeepler arka arkaya sıraya giriyor. Liderin jeepinde en öndeyim. Yüksek kum tepelerinden maharetli bir şekilde hızlıca tırmanışı ve arabayı yan yatırır gibi kum tepelerinden hızlıca indirişine bayılıyoruz. Benim için eğlence yeni başlamış derken bir yerde fotoğraf molası veriyoruz.

Ayaklarımız uçsuz bucaksız gibi görünen çölle birleşiyor. Her tarafımızın kum olmasına aldırış etmeden yayılıyoruz. Uzaklara baktığınızda kendinizi çölde bir tek kum tanesi gibiymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Tuhaf bir huzur hissediyorum birden bire..

Akşam oluyor. Güneşi tam batırmadan ayrılıyoruz ama eğlence bitmiyor. Çölün ortasında özel hazırlanmış bir yere geliyoruz. Önce develere biniyoruz. Sizce kaçar mı benden😊 etrafımıza baktığımızda bazı kum tepelerinde kum kayağı yapanları görüyoruz.

Develerden sonra yemek için içeri giriyoruz. İçeri dememe bakmayın. Etrafta hediyelik eşya satan küçük stantlar kurulmuş avlu gibi bir yer.. Küçük çadırlarda Hint kınası yapan hanımlar var.. Doğal olarak yaptırıyoruz. İstediğiniz şekli yapıyorlar ama birden fazla yaptırırsanız ekstraya giriyor. Yaklaşık 30  lik bir halının etrafında küçük yer sofraları var. Küçük puflara oturuyoruz. Bir süre sonra açık büfe yemek servisi yapılıyor. Yemeğimizi yedikten sonra eğlence başlıyor. Ateş gösterilerinden dansöze kadar değişik showlar düzenlenmiş.

Dubai’deki son günümüzde eski Dubai’yi geziyoruz. Daracık sokaklar arasındaki para müzesinden çıkıp Dubai deki tek tatlı su kaynağına geliyoruz. Karşıya küçük teknelerle geçiyoruz. Kişi başi bir dirhem..burda baharatçılardan tutun da kuyumculara ve hediyelik eşya satan dükkanalra kadar hersey var.. en önemlisi de “en”lerin diyarı Dubai de dünyanın en büyük tek taş altın yüzüğü var. Guıness rekorlar kitabına bile girmiş.

Vakit ilerliyor. Otobüsümüz bizi havaalanına bırakıyor. Artık Dubai ye veda etme zamanı geldi. Güzel anılar biriktirdiğimiz Dubai den ayrılma zamanı…

Dubai den ayrılıyoruz ama tur içinde yaptığımız Abu Dabi gezisini bir sonraki yazımda anlatacağım. Abu Dabi de görüşmek üzere …

“YAKIN DOĞU’DAN ORTA DOĞU’YA” için bir cevap

  1. MEHMET SALİİH ALTUN dedi ki:

    Son derece akıcı bir dille yazılmış olan bu gezi yazısını keyifle okudum.Betimlemeler çok güzel olmuş.
    Artık ben de oraları gezmeyi çok istiyorum.Emeğinize sağlık…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

36 + = 44