Gösterişli binaların, Barok ve Gotik mimarlığın harmanlandığı şehir Viyana ilk durağımız.

İlk ciddi gezim olan Viyana, mimarisi ile beni kendine daha şehre adım atar atmaz çekmişti. Şehre öğle civarı otobüsle ulaşmış, Erdberg Otogarı’nın çıkışında üst geçişle geçilen metro durağına vardık. Metro bileti saatlik, günlük, haftalık şeklinde satılıyor ve yaklaşık 1 buçuk günümüz olduğu için günlük bilet aldık bu şekilde daha ucuz bir şekilde metroları kullanabilirdik. Merkeze yakın küçük bir hostele yerleşmiştik. 4 kişiyiz herkes öğrenci ve en az para ile ne kadar gezebilir planları yapıyoruz. Viyana’da Euro geçiyor ve Avrupa’daki bazı şehirlere kıyasla daha pahalı bir şehir. Gezimize önceden ayarladığımız ücretsiz şehir turu (Free Walking Tour*) yaparak başlamaya karar verdik. Yaklaşık 2 saat süren bu turda birbirine yakın olan bazı yerleri rehber eşliğinde görüp kısaca tarihinden, şehir hakkında kısa bilgiler yeri geldiğinde küçük tavsiyeler verilerek tamamlanan güzel bir turdu. Grup kalabalıktı, ücretsiz tur olduğu için birçok kişi gelmişti.  Tura Albertplatz adı verilen meydanda Albertina Müzesi’nin önünde başladık. Albertina Müzesi şehrin en büyük ve en önemli sanat eserleri müzelerinden biri.

Buradan sonraki durağımız Michaelerplatz. Burası şehrin en gösterişli meydanlarından biri ve Hofburg İmparatorluk Sarayı’nın hemen yanında. Aynı zamanda Ulusal Kütüphane (Wien Nationalbibliothek) bulunmakta. O an turda olduğumuz içine girme şansımız olmadı ama oldukça gösterişli bir kütüphane olduğunu bildiğimiz için geri dönme kararı aldık.

Buradan sarayın ana meydanına geçiş var ve sonrasında Hofburg Sarayına geçiyoruz Viyana’da bulunan en önemli iki saraydan biri. Hofburg Sarayı, yıllar boyunca birçok imparatora ev sahipliği yapmış, oldukça gösterişli bir saray. Çok kalabalık olduğumuz için gezmesi de rehberi de dinlemesi zor oluyor ama yine de hoş bir tur oluyor. Kimimiz rehberden şehrin tarihini dinliyor kimimiz ise fotoğraf çekmeye uğraşıyoruz.

Buradan Stephenplatz’a geçiyoruz. Burası Viyana’nın en meşhur meydanlarından. Meydanda birçok kafe, bar bulabilirsiniz. Her zaman canlı olan bir meydan. Meydanda Stephendom Katedrali gösterişli bir şekilde boy gösteriyor.

Katedralin içi de dışı gibi göz kamaştırıcı uzun süre etkisi altında kalıyoruz. Buradan sonraki durağımız iki üç dakika uzaklıktaki Ankor Saati. İki binanın arasına yapılmış Ankor Saati mozaik işlemeli bir saat.

Her saat başında müzik eşliğinde saatte geçit töreni oluyor biz bunu görememiş hayal kırıklığı ile turla birlikteki son durağımıza gitmek için yola çıktık. Son durağımız Mozart Evi. Mozart’ın yaklaşık 2 buçuk yıl yaşadığı bu ev şu anda müze olarak ziyaretçilere sunulmuş. Burada turla birlikte fotoğraf çekilip rehbere istediğimiz ücrette bahşiş veriyoruz. Rehberin yanından ayrılmadan önce bize Viyana’da kesinlikle Schnitzel ve Sachertorte adında çikolatalı Viyana’nın yerel tatlılarını yememizi tavsiye etti. Turdan ayrıldıktan sonra Stephanplatz’a dönüp tatlı bir kafeyi gözümüze kestirdik ve rehberin tavsiyesi ile tatlımızı şipariş ettik. Biraz dinlenip bir yandan da sırada nereleri gezmemiz gerektiği planlarını tartışmaya başladık. Bazı gezdiğimiz yerlere tekrar dönüp kendimiz tekrar gezmeye karar verdik. Hava çoktan kararmıştı ve şehrin akşamki görüntüsü de oldukça büyüleyiciydi. Işıkları ve mimarisi ile gözlerimizi kamaştıran Opera Binası’nı görmeye gittik.

 

Viyana Devlet Opera Binası, sadece Avrupa’nın değil dünyanın da en önemli Operalarından biri. Daha sonrasında ulusal kütüphaneyi gezmeye karar verip Hofburg Sarayı’na gitmeye başladık kütüphanenin kapanmasına yaklaşık bir saatimiz var ama ve acele etmeliydik. Önce sarayın bahçesine gittik akşam da görmek hem de fotoğraf çekindik sonra kütüphaneyi aramaya koyulduk uzun süre yolumuzu bulamadık, telefonlardan açtığımız her harita ise bizi bambaşka yollara götürüyordu. Arkadaşım kendi haritasından emin bir şekilde beni takip edin diyerek herkesi saraydan çıkarıp kütüphaneden uzaklaşabildiğimiz kadar uzaklaştık geri dönsek bile artık yetişemeyeceğimizi fark edip kütüphaneyi de gezemeden veda ettik Hofburg Sarayına. Saat geç olmuştu ve akşam yemeği yemediğimiz için o an yakınımızda bir restorana girip keyifli bir akşam yemeği yedik yemekten sonra şehir merkezinde yürümeye başladık, sokaklar canlı etrafta gençler kendi kendine eğleniyor, şehir hala canlı. Hostele döndük ve ilk günümüzü tamamlamıştık.

Ertesi sabah erkenden uyandık. Kruvasanlarımızı alıp kahvaltımızı yaptık ve görkemli Belediye Binasını görmeye gittik.

 

Burada fotoğraf çekinme molası verip daha sonra Votiz Kilisesi’sinin arkasındaki parkta yeşilliklerde oturup güneşin keyfini çıkardık marketten aldığımız atıştırmalıkları yedik ve sohbet ettik.

Sıradaki durağımız uzaktı tramvaya binip Schönbrunn Sarayına gittik. Otobüsümüz erkendi ve gezebileceğimiz kadar gezmeye çalışarak sarayı gezmeye başladık. Bu saray imparatorluğun yazlık sarayı olarak geçen devasa büyüklükteki bahçesi ile etkisi altına hemen almıştı. Bence Hofburg Sarayı kadar gösterişli olmasa da oldukça etkileyici, Sarayın bahçeleri belki de ormanı demeliyim göz kamaştırıcıydı. Bahçenin sonunda bulunan Gloriette’ye kadar gidip karşımızdaki muhteşem manzaranın tadını çıkardık. Gloriette’nin içindeki hediyelikçiden hatıra kartpostal alıp, Viyana’daki son fotoğraflarımızı çekindik.



 

Otobüs saatimiz gelmeden son kez şehir merkezine gittik. Sosislilerimizi alıp, Viyana’nın meşhur Manner gofretlerinden aldık. Dükkanda bulunan tüm gofretler ve çikolatalardan kendimizi zor alarak çıktık.

Veda vakti gelmişti. Viyana bize hoşça kal , yine gelin dercesine güzeldi o gün. Şehre kocaman bir el sallayarak otobüsümüze binip gezimizi bitirdik.

*Not: Free Walking Tour (Ücretsiz Şehir Turları) birçok şehirde bulunan, şehir hakkında bilgiler edinebileceğiniz en ucuz etkinlik. 2-4 saatleri arasında ve isteğe bağlı bahşiş verdiğiniz bir tur sistemi. Tur şirketine, tura ve şehre bağlı olarak kişi sayısı değişmekte. Bazen çok kalabalık olurken bazen de çok az kişiyle özel tur gibi gezebilirsiniz.

 

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir