Havanın güzel olmasını fırsat bilip yola çıktık demek isterdim ama bu sefer yağmurlu bir günden yol maceram. Sabah 06.00′ da Tirebolu’ dan yola çıktık. Sera Gölü’ nde ki kahvaltıdan sonra Rize ve Hopa’ yı geçerek Sarp Sınır Kapısı’ na ulaştık. Günübirlik giriş-çıkış yapacağımız için ister pasaportunuzla isterse küçük bir belgeyle rahatlıkla girebiliyorsunuz.

  

 

Yol üzerinde oldukça yüksek ve ihtişamlı binaların yanı sıra Rus döneminden kalma iç içe duran dışı eski ama içi oldukça konforlu yapılar vardı.Her yerde olmasa da evlerin bir kısmının balkonlarının rengi o evin kaç odalı olduğunu belli ediyor.

Hristiyanlığın başlagıcı sayılan Yunan Tanrılarından biri olan Poseidon Heykeli’nin hikayesi ise şöyle: en tepede mızrağıyla birlikte denizler Tanrısı Poseidon, onun altında su veya meyve taşıyan masumiyetin simgesi çocuklar, onların altında ise bolluk ve bereket simgesi kadınlar vardır. Hepsi birlikte suyun saflığı, masumiyet ve bereket ile Poseidon’ u işaret eder.Onun arkasında ise altın varaklı Tiyatro Binası üzerindeki ağlayan ve gülen insan yüzü de mitolojideki tanrıları simgeler.

Avrupa Meydanı’nda bizi Viyana’da ki Astronomik Saat’in bir benzeri karşılıyor. Şehrin merkezinde bulunan oldukça popüler olan elinde Altın Post tutan Medea Heykeli için anlatılanlar oldukça üzücü.

Yunan mitolojisine göre Altın Post zenginliği, gücü ve iktidarın temsilidir. Medea, kralın kızıdır ve Altın Post’ u almaya gelen Iason’a aşık olur. Ancak Kral, Iason’un şartları yerine getirmesi halinde Altın Postu vereceğini söyler. Bu şartlar ise şöyle: Ateş püskürten öküzlere boyun eğdirip, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi, bu dişlerden çıkacak savaşçıları yenmesidir.  Bunu Kral dışında kimse yapamayacaktır. Ancak Iason, Medea’ nın yardımıyla Altın Post’u alır. Medea, Iason ülkesini terk eder. Yıllar sonra Iason başka bir kadınla evlenmek isteyince Medea, tekrar ülkesine döner. Geldiğinde babasını çok hasta görür ve ona tahtı geri alacağına dair söz verir. Amcasını tahttan indirerek babasına söz verdiği gibi  yeniden tahta geçmesini sağlar. Heykelde Medea’ nın elinde bir kadın olarak Altın Postu tutması onun ne kadar güçlü olduğunu gösterir.

Heykelin tam karşısında Anton Çehov ve Maksim Gorki’ nin kaldığı ev vardır.

  

Katolik ve Ortodoks Kiliseleri’ ni görüp Piazza Meydanı’ na geliyoruz. Piazza Meyda’ nı özellikle yazları çok hareketli olup günün her saati verilen konserler, eğlence mekanları ve lüks restorantlarıyla birlikte oldukça fazla turist çekip nüfusunu katlayan bir yer.

Türk caddesine gelmemizle yemek molası veriyoruz. Burası turun anlaşmalı olduğu bir yer olduğu için türk yemekleri yiyoruz. Oldukça övdükleri armut suyunu denedim. Bence denemelisiniz 🙂

Şehrin bir çok yerinde küçük marketler içinde ucuza kahve alabileceğimiz yerler var. Herkes az da olsa sizin ne konuştuğunuzu anlayıp konuşabiliyor. Bu yönden fazla sıkıntı çekmiyorsunuz.

Orta Camii’ yi görüp sahil kısmına geçiyoruz. Böylece hem çan sesini hem ezan sesinin aynı anda duyabiliriz.

Sahilin bir ucunda Gürcü Alfabesi’ nin dna sarmalı şeklinde işlenmiş Alfabe Kulesi bulunuyor.

Bir yanında ise Ali ve Nino heykeli, aşklarının temsilidir. Demirden yapılmış heykelin mekanizması erkek ve kadın yakınlaşıp birbirlerinin içinden geçerek tek vücut olurlar. Bu hem kavuşamadıklarını hem de ruhani bir olguyu temsil ediyor.

Eğer ki ülke dışına çıkmayı istiyorsanız ama yeterli bütçeniz yoksa farklı bir kültür tanımak adına böyle günübirlik turlara katılıp dolu dolu bir gün geçirebilirsiniz.

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir