Büyük İskender dünyayı feth etmek için yola çıkmış, geçtiği her yeri feth etmiş, fakat nihayet ölüm onu da bulmuştu. Onun ölümünden sonra Büyük İskenderin generalleri feth edilen yerleri paylaşıyorlardı. Nihayet General Selevkos’ta Mezopotamya ve Anadolu’da nam salmıştı. Artık kral Selevkos olarak biliniyordu. Evliydi ve
Bir oğlu vardı. Adı Antiokhos. Kral Selevkos oğlunu çok ama çok seviyor ve Ona çok düşkündü. Bir dediğini iki etmezdi Antiokhos’u el üstünde büyütmüştü. Prens atletik yapılı, yakışıklı bir delikanlı olmuştu. Fakat hastaydı. Yemiyor, içmiyor, aylar haftalarca odasından çıkmıyordu. Bu durum Kral Selevkos’u kahrediyordu. Kral Selevkos oğlunu iyileştirmek için çalmadık kapı bırakmamış, onlarca hekim getirtmişti saraya.
Ama hiç biri fayda etmemişti ve Antiokhos’un derdine kimse çare bulamamıştı. Sonunda dönemin ünlü hekimlerinden Erasistratos saraya yerleşti. Aylarca prensi gözlemledi.
Sonunda teşhisi koydu. Antiokhos kara sevdaya tutulmuş, bir kadına aşık olmuştu.
O kadın odaya girinde sanki kalbi duracak gibi oluyordu. Ama kadın sıradan biri değildi. Durumun içinden çıkılacak gibi değildi. Hatta imkansız gibi bir şeydi. Hekim Erasistratos bunu durumu krala nasıl söyleyeceğini günlerce düşündü. Sonunda kralın huzuruna çıktı. “İmparatorum” dedi, “Oğlunuzun hastalığını buldum. O kara sevdaya tutulmuş. Prens benim karıma aşık.. Maalesef iyileşemez.”Kral Selevkos önce bir yutkundu. Ne diyeceğini bilemedi. Ama oğlu gözlerinin önünde eriyordu. Sonra… “Aramızda bu kadar hukuk ve kardeşliğe karşı biricik oğlumun iyileşmesi için karınızı vermek özverisini esirgiyor musunuz?” diye sordu… Hekim Erasistratos istediği cevabı almıştı.. “Kralım” dedi, “Mesela oğlunuz, ikinci karınız Stratonikeia’ya aşık olsaydı, karınızı oğlunuza bırakmak özverisinde bulunur muydunuz ?” dedi.

Kral, “Keşke oğlumun hastalık nedeni bu olsaydı.” diye hayıflandı… “Değil karımı, tahtımı, tacımı da bırakırdım.” Hekim Erasistratos artık gerçeği söyleyebilirdi..
“Kralım” dedi, “Oğlunuz üvey annesi Stratonikeia’ya aşık..İyileşmesini istiyorsanız, ikinci eşinizi oğlunuza bırakın.”
Kral Selevkos durumu anlamıştı. Halkı tapınağa topladı. İkinci eşi Stratonikei ile oğlu Antiokhos’u evlendirdiğini açıkladı.
Sevdiği kadınla evlenen Antiokhos, onun onuruna muhteşem bir şehir yaptırdı. Ona olan aşkını göstermek için de şehre Stratonikeia adını verdi. O günden günümüze ölümsüz aşkların kenti olarak bilinir, Stratonikeia.. Görkemli yapıları ve anıtlarıyla bir uygarlık sembolü olduğunu anlatır gezgin yazar Strabon Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış, heykelleri, tapınakları, tiyatrosu, hamamı, çeşmeleri, kent kapısı ve gymnasium’uyla bir kültür sanat merkezi olmuştur. Hangi taşı kaldırsan altından tarih fışkırır. Arkeologlar yıllardır kazı yapıyor,
kazdıkça tarih fışkırıyor bu şehirden
Büyük bir aşk için kurulan bu şehir arkeologları ve turistleri kendisine aşık ediyor.
Muğla’nın Yatağan ilçesinin 7 kilometre ilerisinde bir şirin beldedir Eskihisar köyü. Yolunu oralardan geçerse kesinlikle uğrayın bu antik kente. Gözlerinizi kapatın ve Prens Antiokhos’un sevdiği kadın
Stratonikeia’nın kulaklarına fısıldadığı aşk şiirlerini duyarsınız… Ama acele edin. İkinci bir Hasankeyf faciası burada da olabilir. Kalıntılarının üstünde yakında iş makinalarının çalıştığına şahit olabilirsiniz…
Ölümsüz aşkların kentini ölmeden bir görün…

Seyyahamca

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir