Marmaris Macerası

 Kütahya’daki sınav bittikten sonra artık yeni bir şehre gitme vakti gelmişti. Muğla’ya gitmek için Kütahya otogarına gitmiştim. Gece binip sabah orda olmak istiyordum çünkü gece oraya vardığımda kalacak yer bulma olasılığım daha azdı. Hem gündüz gidip şehri iyice gezmek istiyordum. Muğla’daki sınava iki günüm vardı yani bu demek oluyor ki Muğla’yı iyice bir gezecektim. Muğla otobüsünde bir bayanla tanıştım, o da beden eğitim öğretmenliği okumuş ve Muğla’da yaşıyormuş. İki günümün olduğunu ve Muğla’yı gezmek istediğimi söyledim. Ama Muğla’da pek bir şeyler olmadığını ve Marmaris’e gitmeyi tavsiye etti. Gündüz Muğla otogarına indikten sonra Marmaris minibüslerine bindim. Yaklaşık 45dk sonra Marmaris otogarına varmıştım. İlk işim WC kullanmak olacaktı ki 2,5 TL yazısını gördükten sonra bi duraksadım ve kendi kendime eyvah WC bu kadar pahalıysa şehir merkezini düşünemiyorum dedim ve içeriye girdim. İçerdeki işlerimi tamamladıktan sonra iç çamaşırlarımı değiştirdim, elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım, küçük şampuanımla 3 numaralı saçlarımı da yıkamıştım çünkü bir daha 2.5 TL WC ye vermek istemiyordum. O kadar para vermişiz bari iyice değerlendirmek gerek tabii.

Daha sonra karnımı doyurmak için küçük bir fırın gördüm, dışarıdaki masanın birinde oturup siparişi verdim, bir kaşarlı poğaça ve bir küçük çay ile kahvaltıma devam ediyorken içimden de ‘’işte hayat böyle güzel, tek başına ve bilmediğin yerleri keşfederek geziyorsun, yeni insanlar tanıyorsun bundan daha güzel ne olabilir ki’’ diyerek kahvaltımı bitirdim. Birde üstüne parama kıyıp bir keyif çayı içmek istedim. Çayımı içtikten sonra Marmaris merkezine doğru yürümeye başlamıştım.  Esnaflar yeni yeni dükkânlarını açıyor bazıları da sokak kenarlarında kahvaltılarını yapıp günaydın diye selamlaşıyorduk. Hava da bunaltıcı bir sıcak vardı ve bir esnaftan 7,5 TL’ye zar zor şapka almıştım. Marmaris’in tam orta merkezine gelmiştim. Durup etrafıma bakındım bir güzelce. Bir yerden başlamak gerekiyordu artık gezmeye.

İlk önce kapalı çarşıyı gezdim o kadar karışık geldi ki aynı yeri iki üç kere gezdim herhalde. Daha sonra limana doğru en uç noktasına gittim sadece masmavi denizi ve yeşil doğasını görüyordum, denizin ortasında en dikkat çeken korsan görünümlü gemiydi. Fotoğraf çekinmek isteyen Rus bayanlar vardı onların fotoğrafını çektikten sonra beni çekmesi için rica etmiştim. Ardından yaklaşık olarak bir 500 metre ilerisinde kumsal vardı denize girmek istiyordum. Oraya gitmek için yola koyuldum. Bu arada telefonumun şarjı bitmek üzereydi bir yer bulup telefonumu şarj etmem gerekiyordu. Deniz kenarındaki büfeden izin isteyerek telefonumu oraya şarja koydum. Ardından havlumu serip kendimi masmavi suların içinde buldum.

Güneşlenmek için havlunun üstünde uzandım. Hemen iki metre kenarıma bir bey geldi ve havluyu serip uzandı, kulaklıklarıyla müzik dinliyor sigara içiyordu. Her 20sn de bir bana bakıp duruyordu ve bir el hareketiyle bana sigarasını uzattı ve bende İngilizce içmediğimi söyledim. Adam yabancı değildi sadece Türkçe muhabbet etmek istemiyordum çünkü niyeti hiç hoş değildi. Bir kere daha kendimi mavi suların içinde buldum, az yüzdükten sonra nihayet iki gün sonra duş alma fırsatım olmuştu. Plajın duş yerlerinde bir güzel duşumu almıştım. Ardından üstümü değiştirdikten sonra tekrar bir sahil boyu tur attım. Zaman yavaş yavaş geçtikçe kafamda deli sorular birikiyordu. Acaba bu gece nerede uyuyacağım? Nerede kalacağım? Diye düşünüyordum.

Her neyse daha erken diyerek didik didik Marmaris’i geziyordum. Hala sabah yediğim poğaçayla duruyordum. Açlık hissim yoktu henüz. Biraz yorulmuştum sadece, her yerde çimenlerde oturabileceğin alanlar vardı ve ilk gördüğüm yerde azcık uzandım. Çantamı yastık olarak kullandım ve şapkayla da yüzümü örttüm. Bir 5 dakika öylece çimenlerde yatıyordum ki bana rahat yok kafamda yine deli sorular ne yapacağımla alakalı. Yerimden hopladım hemen. Bu zamanlarımı yatarak geçirmek istemiyordum.

Hemen ilerde bir yaşlı amca gördüm ve yanına gidip oturdum. Selamlaştık ben kendimi tanıttım amca da kendisini 90 yaşlarındaydı Atatürkçü bir amcaydı iyi anlaşıyorduk. Bana eski anılarını anlatmaya başladı ve Atatürk’le tanıştığını söyledi. Muhabbet arasında iki çay söyledi bize çaylarımızı içtik bir güzel ve ben müsaadesini istedim. Daha sonra Marmaris Kalesine çıkmaya karar verdim. Kaleye çıkarken gidilen dar yollar, her tarafta asılı çiçekler, hediyelik eşyalar tam da aradığım ortamdı. Kaleye gelmiştim ama bir sorunumuz vardı. Maalesef giriş ücretliydi ve kendi kendime o kadar Marmaris’e gelmişim ve burayı görmeden gitmek olmaz dedim ve bastım parayı girdim içeriye. 😀

Muazzam bir görüntüsü vardı her bir bölgesini teker teker gezdim ve her yerini okumuştum. Gittiğin yerlerin tarihini bilmemek çok kötü bir şey bence her gidilen şehrin kültürünü ve tarihini bilmek gerekiyor ama maalesef bazen de maddi destek olmadığı için müzelere ya kaçak girmeye çalışıyorsun yâda parana kıyıp giriyorsun.

İnternet kafeye gitmek için Marmaris merkeze indim bu arada karnım acıkmaya başlamıştı ki internet kafenin yanında ev yemekleri yapan bir yer vardı oraya gidip güzelce sulu yemeğimi yedim üstüne de çay içtim ohhhh.. Neden sulu yemek diyecek olursanız eğer diğer türlü fast food tarzı yiyecekler sizi tok tutmaz ve hemen acıkırsınız. Ve ailemle görüşmek için internet kafeye geldim hemen görüntülü arama yaptılar. Onlar da tabi merak ediyorlar neler yapıyorsun? Yemek yedin mi? Nerede kaldın? Gibi sorular her saat başı soruluyor. Tabi yalan söyleme taraftarı değilim ama ailemin stres yapmaması için bazı pembe yalanlar söylediğim oluyor. Bir arkadaşa rastladım onunlayım yalnız değilim gibisinden onun evinde kalacağım falan filan ama nerede. Nerde kalacağım diye kara kara düşünüyorum hava da yavaş yavaş kararmaya da başlamış. Ben yine merkeze doğru giderken kendi kendime ‘’ Burger King var orda sabahlarım, olmadı en kötü sahilde uzanırım’’ diye içimden geçiriyorum. Ve gezerken hiçbir şey umurumda olmuyor, altımda kısa deniz şortu üstüm cıbıldık bir şekilde geziyorum. Sahile giderken bir AVM gördüm içeriye girdim ama herkesin gözü benim üstümde. Üstüm çıplak altımda kısa şort, yemekhane bölümüne gidip dondurma aldım kendime terasta oturdum ve etraftaki insanları izliyor ve inceliyorum ( hareketlerine, mimikleri, mutlu mu mutsuz mu ) diye. Hava tamamen kararmadan merkeze doğru gittim. Her yer kalabalıktı ve şehrin tam ortasında herkes durmuş bir şeyi izliyordu, merak edip bende o tarafa doğru gittim ve bir akrobat gösteri yapıyordu. Köşeye gidip yere oturdum ve bende izliyordum. Tek tekerlekli bisiklet üzerinde muazzam hareketler yapıyor bowling sopaları havada uçuşuyordu. İnsanlar düşecek diye de bir yandan tedirginlik içerisindeydi. Gösteriden sonra çantasının yanına gitti ve resim çektirdiler bende yanına gidip oturdum. İnsanlarla muhabbet ediyor çocuklarla da fotoğraf çekiniyordu.

Akrobatın adı Rogerio Piva idi. Bizde muhabbet ettik. Neler yapıyorsun dedi ve bende sınav için buraya geldiğimi ve gezdiğimi söyledim. O da akrobatlık yaparak para kazanıyor ve böylece dünyayı geziyormuş. Bana nerede kalıyorsun diye sordu. Bende bilmiyorum evim yok kalacak yerimde yok, sen? Dedim. Benimde kalacak yerim yok bir yer bulmaya çalışacağım istersen gel beraber kalalım dedi. Bende hemen kabul etmiştim, artık bir yol arkadaşım vardı.

5dk önce tanıştığım Brezilyalı bir akrobatla beraber bir yerde kalacaktık. Hayatımda ilk defa tanımadığım biriyle kalacaktım ama nerede? Kimdir? İn midir cin midir hiçbir şeyi bilmiyordum onun hakkında hep bir şüphe içindeydim ve tedirgin. Belki de o da o da beni tanımadığı için tedirgindi ama hiç sanmıyorum çünkü uzun süredir yolarda olduğunu söyledi ve alışık olduğunu düşündüm. Yolda giderken yemek yer miyiz diye sordu bende fark etmez olabilir dedim. Yine bir sulu yemek yedik parayı yarı yarıya bölüştük ve ödedik. İstersen bir apartta kalabiliriz yarı yarıya öderiz dedi bende o kadar çok param olmadığını söyledim. O da dert etme ben kazanıyorum zaten yollarda dedi. Yolda bir araba durdu ve bana seslendi hey bakar mısın dedi bende evet dedim, arabadan indi ve benim tişörtümün aynısını giyen bir adam Breaking Bad dizisinin tişörtü heisenberg vardı onun üstünde de. Fotoğraf çekindik ve ardından yolumuza devam ettik.

Önümüzden bir kız geliyordu ve ona nerede kalabiliriz diye sorduk o da tam adamına sordunuz bizim apartımız var dedi Ege Apart otel orada kalabilirsiniz dedi.

Babasını aradı ve iki kişi olduğumuzu söyledi indirim yapacağını da söyledikten sonra kız apartın yerini tarif etti. Apartın ücreti 60 TL idi ben 20 TL verdim ve gerisini arkadaşım Piva akrobatlıktan kazandığı bozuk paralarının çoğunu verdi. Pasaport girişlerini yaptıktan sonra odaya geçtik.

Bir oda, bir salon, mutfak ve banyo vardı. Oda’da da iki ayrı yatak vardı. Ben biraz tedirgindim ikimizde wifi’ye bağlandık ben annemlerde o da kız arkadaşıyla konuşuyordu, kız arkadaşıyla selamlaştıktan sonra bende ailemle konuşmaya devam ettim.  O kadar yorgun ve bitkindim ki telefonu kapattıktan sonra uyuya kalmıştım.

Sabah gözlerimi açar açmaz banyodan bir ses geliyordu, gidip bakmak için kalmıştım ve Piva kıyafetlerini yıkıyordu. Selamlaştıktan sonra ‘’vay be iyi fikirmiş’’ diyerek bende kendi çamaşırlarımı yıkadım. Demek gezginler gittikleri yerde elleriyle çamaşırlarını yıkıyorlarmış dedim.

Salona gittiğimde her yerde akrobat malzemeleri yerlere saçılmıştı, bende merak etmiştim acaba nasıl yapıyor diye , bende denemek için birkaç hareketler yaptım ve birkaç akrobatik hareketlerde öğrendim.

Kahvaltı yapmak için havuz kenarına indiğimizde apart sahipleri kahvaltılarını yapıyordu, bizde yapacaktık ama kahvaltı dahil değilmiş, arkadaşım Piva ile birlikte çocuklarına birkaç akrobatik hareketler ve müzik yaptıktan sonra bize de kahvaltı verdiler ve havuz kenarında güzel bir kahvaltımızı yaptım.

Bugün benim için Marmaris’te son günümdü akşam saatlerinde Muğla’ya dönüp sabah sınava girecektim, o yüzden bugün güzelce Piva ile birlikte gezmek için yola koyulduk.

İlk olarak Marmaris’in eşsiz sahil boyunca gezdik. Her yerde eğlence mekanları, yiyecek yerleri ve o yolu süsleyen palmiye ağaçları vardı. Piva su sporlarına ilgi çekmişti ve bir plajın su sporları yerine gelmiştik. Piva yine kendine has akrobatik hareketlerle çalışanlarını büyülemişti ve indirim hakkını kazanmıştık. Binmek ister misin diye sorduğunda maalesef o kadar paramın olmadığını söyledim , 100 TL’den 70TL’ye kadar indirim yapmıştı ve Piva benim binmem için ikna edip bende sadece 20 TL vermiştim. Çoğunu o karşılamıştı.

O kadar çok talep vardı ki bizim binmemiz yaklaşık olarak 45 dakika sürdü, ve sonunda bizim sıramız gelmişti. Piva ve ben baya bir heyecanlıydık, yeleklerimizi ve önlemlerimizi aldıktan sonra yerlerimize geçtik. Piva aksiyon kamerasıyla video çekiyordu ve deliler gibi bağırıyorduk. 15 dakika sürdü ama baya yorucuydu, Yataktan düştüğümüzde ise çok sert bir şekilde suya çarpıyor canımız yanıyordu. Jetski süren arkadaş kendini o kadar kaptırmıştı  ki hem hızlı sürüyor hem de varil dubalarına teğet geçiyorduk, o geçişlerde ise ben ve Piva çarpacağız diye ödümüz kopuyordu.

15 dakikadan sonra nihayetinde sapa sağlam inmiştik. Bizi çektikleri fotoğrafları da aldıktan sonra yolumuza devam ettik.

Arkadaşımla beraber Marmaris Aşıklar Tepesine gitmeye karar verdik ve ilk gelen Marmaris İçmeler otobüse bindik. İçmelere iner inmez motor kiralama yerleri vardı ve kiralamak için ilk gördüğümüz yere girdik. Benim A-2  ehliyetim yoktu, Piva ehliyetini çıkardı ama eski ve değişik bir tarzda ehliyetti ve kabul etmediler. Motor işi de yatmıştı. Dağ bayır yürüyecektik artık.  Yaklaşık olarak 2 km yürüdükten sonra aşıklar tepesine varabildik.

Tepeye çıkmak bizim için çok zordu çünkü aşırı derecede rüzgâr vardı, hem rüzgâra karşı hem de sivri kaya taşlarından tırmanmak kolay değildi.

Piva yüzmek için dağın eteklerine doğru indi, ben rüzgardan dolayı yüzmek istemedim. Manzara o kadar mükemmeldi ki.. Karşımda masmavi deniz , denizin hemen dibinde yemyeşil ağaçlar, denizin ortasındaki gemiler güzel görüntü veriyordu.

Yaklaşık olarak 2 saat orada kaldıktan sonra şehre doğru inmeye başladık. Karnımız o kadar acıkmıştı ki ne yesek diye düşünüyorduk. Arkadaşım vejetaryen olduğu için pek çok seçeneğimiz yoktu aslında ama orada da yemek yesek baya pahalıya patlayacaktı bize.

Yolda yürümeye devam ederken bir manava rast geldik ve hadi birer elma alıp yiyelim dedi. İçeri girip birer elma seçtikten sonra , tanesi 2 TL olduğunu söyledi satıcı amca. Bende biraz sinirlenip bir elma nasıl 2 TL olabilir diye adama söyledim. Adam elmanın İtalya’dan geldiğini ve pahalı olduğunu söyledi. Bizde onun yerine o parayla 4 tane elma aldık ve çıktık.  O telaşla arkadaşım Piva GoPro aksiyon kamerasını manavda bir kenara koymuş ve orada unutmuştu. Bizde Marmaris’e geri dönmek için otobüse binim Marmaris merkeze gelmiştik.

O telaşla tekrardan aşıklar tepesine gittik. Teker teker girdiğimiz yerlere gittik ama bulamamıştık. En son dönerken Piva’nın aklına manav geldi hadi son olarak oraya da bakıp gidelim dedi.  İçeri girdikten sonra adama seslendik ve baktı, Abi sanırım biz burada küçük bir kamera unuttuk burada mı acaba diye sorduk. Adam da yok ben görmedik dedi. Oradan küçük oğlu çıkıp aaa kamera mı abi dedi ve getirdi. Burada unutmuşsunuz abi dedi çocuk. Arkadaşım Piva cebinden 10 TL çıkardı ve çocuğa uzattı, çocuk parayı almak istemedi ama biz yine de zorla parayı vermiştik. Çıkarken de 2 elma alıp tekrar Marmaris’e döndük.

Saat baya geç olmaya başlamıştı ve biz iki elmadan başka bir şey yememiştik. Ege Apart’a döndükten sonra eşyalarımızı aldık ve yola koyulduk. Artık ben Muğla’ya gidecektim çünkü yarın sabah sınava girecektim.

Yolda giderken yine bir ev yemekleri yapan yere gidip oturduk. Bir güzel karnımızı doyurduktan sonra yolumuza devam ettik. Yolda yürürken Marmaris’in merkezinde eski bir tiyatro alanını gördük ve oranın kapısında güzel fizikli bir kadın bilet satıyordu, bende merak edip ne bileti olduğunu sordum. Çocuk gösterileri yapıyorlarmış. Bizde ufak bir katkımız olsun, çocukları sevindirelim diyerek gösteri yapmak için izin aldık. Yaklaşık olarak 20 dakika sonra ben ve arkadaşım Piva gösteri yapmak için sahneye çıkacaktık. Ben aşırı derecede heyecanlıydım. Ben kim akrobat gösterisi yapmak kim diye içimden geçirdim. Arkadaşıma ben ne yapacağım diye sordum ve o da sen bana sadece bowling toplarını, çemberleri bana fırlat ve araka sağa sola koşular yap kendi kafana göre takıl dedi.

Gösteri sırasında tedirgin bir şekilde arkadaşım seslendiğinde ben bowling toplarını havaya fırlatıyor o da tek tekerlekli uzun bisiklette tutmaya çalışıyordu. İkinciyi attım, üçüncüyü attım, dördüncüyü attım ve benim kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi, elimde son bir tane kaldı onu da attıktan sonra çocuklar çığlıklar atmaya başladılar. Aynı şekilde arkadaşım teker teker onları bana attı ve yerlerine koydum. Kısa gösteri sonrasında şapkayı alıp sahnenin önünde koyup oturduk.

Çocuklar teker teker geliyor bozuk para koyup Piva ile fotoğraf çektirip sarılıyorlardı. Arkadaşım duygulanıp gözleri dolmaya başlamıştı.

Gösteriler ve çocuklar gittikten sonra bilet satan kız gelip şapkan çok güzelmiş çok beğendim demesiyle bende ona şapkamı hatıra olarak bırakmıştım.  Artık saat iyice geç olmuştu arkadaşımla beraber tekrar yola çıktık. Kazandığı paranın yarısını bana vermek istedi, senin ‘de  payın var dedi ama ben kabul etmedim çünkü ona daha çok ihtiyacı vardı ve bana yaptığı fedakârlıklar yeterliydi.

Sonunda otobüse binmiştik. Arkadaşım Piva Bodruma gidecekti ben ise Muğla’ya. Otobüste bir güzel uyuya kalmıştım ve arkadan bir kızın dürtmesiyle heyy.. Muğla’ya yaklaştık kampüsün orada inecektin sanırım diyerek uyanmıştım. Evet teşekkür ederim dedim ve bir yudum su içmiştim.. İnme vakti geldi ama ben arkadaşımdan ayrılmak istemiyordum çünkü çok iyi bir insandı. Ama maalesef vedalaşıp yarıldık.

Şimdi asıl soru bu gece nerede kalacaktım ? Saat 22:00’u gösteriyordu. Asıl macera şimdi başlıyordu.

Üniversite’nin bekçi kulübesine gittim ve yarınki YÖS sınavı için geldiğimi ve kalacak yerimin olmadığını söyledim. O da burada maalesef kalacak yer zor bulursun ama öğrencilerin takıldığı merkezde bir yer olduğunu ve orada bulabileceğini ama buradan biraz uzak olduğunu söyledi. 2 dakika sonra arabasıyla bir arkadaşı geldi ve beni merkeze bırakmasını da rica etti.

Merkeze gittiğimde her yer kapalıydı ve birçok öğrenciler dışarda çadır kurmuş, ateş yakmış, içkilerini içip protesto yapıyorlardı. Şahsen ortamı pek beğenmemiştim. Osmanlı kahvecisi açıktı oraya gidip oturdum ve garson yalnız birazdan kapatacağız ama istersen oturabilirsin dedi. Bende valla çok iyi olur zaten kalacak yerim yok sıcak bir şeyler içer telefonumu şarj ederim dedim. Çayımı içtim telefonumu şarj ettim , içeride kimse yoktu sahipleri oturup muhabbet ediyorlardı. Bana da sıkıntı yok oturabilirsin kapatırken biz sana söyleriz dedi. Yaklaşık olarak 2 saat orada durdum. Sokaktaki insanları izlerken bir barın önünde büyük bir kavga çıkmıştı. Bende oturup onları seyrediyordum. Gitme vakti gelmişti. Ama nereye ?

Tekrar dışarı çıkıp Üniversitenin bekçi kulübesine doğru gitmek için yola koyuldum. Yolda yürürken karşımdan bir çocuk geliyordu ve

  • Pardon kardeşim buralarda kalacak yer var mı ?

+ Valla her yer kapalı kardeşim ya.  Bu saatte biraz zor bulursun buralarda.

  • Hadi ya.

+  Valla benim evde şuan 7 kişi var hiç yer yok, yoksa gel derdim ama maalesef, hava soğuk sen böyle üşmüyor musun? Al kardeşim üstümdeki ceketi giy.

– Ceketi çıkartıp bana verdi ama ben kabul etmedim. Çok teşekkür ederim. Peki, buradan üniversiteye nasıl gidebilirim?

Dedim ve yol tarifini aldıktan sona tekrar bekçi kulübesine doğru yürümeye başlamıştım. Kampüs biraz büyüktü evet 45 dakika yürüdükten sonra bekçi kulübesine tekrar geri gelmiştim.

Bekçi ne yaptın bakalım bulamadın mı bir yer ? Yok abi her yer kapalı bulamadım bir yer dedim. Gel bakalım buraya diyerek yan taraftaki boş kulübeye götürdü. İçeride bir masa ve bir sandalye vardı. Bekçi geceyi burada geçirebilirsin dedi, bende teşekkür ederim abi dedikten sonra uzaklaştı.

Daha sonra nerede uyurum diye gözümle içeriyi kestirdim. Masayı duvar dibine yaklaştırdım, çantamdan havluyu çıkardım ve çantayı yastık olarak kullandım. Havluyu da üstüme serdikten sonra bir güzel uykuya daldım..

İzmir macerası için tıklayınız… 

İnstagram için tıklayınız… 

İnstagram’dan takip etmeyi ve yorum yapmayı unutmayın..  Teşekkürler :))

Bu yazıyı paylaşın!
Bu yazıyı oylayın!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir