Macera Dolu Amerika !

 

Sınırları aşma fikri sıkıcı geçen bir yaz günü düştü aklıma. Yaz okulu alırken arkadaşım geçen seneki tatiline özlemimden yani work and traveldan bahsetmişti ve bu konu çok ilgimi çekti hemen araştırmaya başladım. Benim de hayatımın en güzel geçen tatili olacağı hiç aklıma gelmezdi. Bu konuşma hayatımın dönüm noktasıydı, artık o hayallerin kahramanıydım. Gitmek için yapılması gereken şeylerden kısaca bahsetmek istiyorum. İlk olarak bir şirkete kaydolmak gerekiyor ufak bir parantez şirketi iyice araştırın çünkü evrak işlerinizle hep onlar ilgileniyor. Şirketiniz size kalacak yer ve İngilizce seviyenize göre iş seçenekleri sunuyor bu işlerden birini seçip iş görüşmesi yapıyorsunuz ve işe kabul edilirseniz ds-2019 (çalışma izni) geliyor daha sonra vize tarihi alınıyor ve vize görüşmesi yapıyorsunuz.

Vize görüşmesinde işinizle ve okulunuzla ilgili sorular yöneltiliyor bu adımı da geçerseniz hayallerinize çok yakınsınız. Belki okuyunca bu işlemler çok uzun ve sıkıcı gelebilir ama bu eşsiz deneyim için denemeye değer.. Vize görüşmesine dair bir anımı paylaşmalıyım. Vize memuru babamın mesleğini sordu fakat memurun İngilizcesi aklıma bir türlü gelmedi ve Türkçe memur deyiverdim. Türkçe konuşmakta yasak olduğu için birbirimize bakıp gülümsedik. Memur birkaç soru sorduktan sonra pratik yapıp tekrar denememi söyledi ve vizemi onaylamadı. O an kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissettim. 2. Adımda tökezlemiştim ama asla yılmamalı ve hayallerimin elimden alınmasına izin vermemeliydim. Vizeniz reddedilse bile istediğiniz kadar deneme hakkına sahipsiniz. Bende bunu biliyordum hemen danışmanımı arayıp yeni bir tarih aldım. Bu olumsuz durum beni çok etkilemişti, hatta çoğu zaman yapamayacağımı düşünsem bile asla pes etmedim. Çünkü hayallerimin kahramanın ta kendisiydim ve buna izin veremezdim. 2.Görüşmem ilk görüşmemin tam tersi çok iyiydi ve vizeyi aldım. Artık hayaller diyarı Amerika’ya gidiyordum. Okulda finallerim biter bitmez bütünleme sınavlarını beklemeden haziranın ilk haftası Amerika’ya gittim. İlk olarak Boston’a uçtum oradan otobüsle Portland’a geçtim iş verenimiz beni ve birlikte çalışacağımız arkadaşımı Portland’da karşıladı ve Old Orchard Beach’e getirdi. Biz burada çalışacaktık.

 

Old Orchard Beach Maine eyaletinin şirin bir şehriydi ve o devasa Amerika şehirlerinin yanında sanki kendi kurduğumuz bir ütopya gibiydi. İnsanların o sıcacık kalpleri yüzlerinden okunuyordu. Tanıyın tanımayın herkes size selam veriyor oranın bir parçasıymış gibi hissettiriyordu. Birkaç gün şehri keşfettikten sonra çalışmaya başladık. Daha önce ufak iş deneyimlerim olsa da burada çalışmak çok farklı bir deneyimdi. Görevim housekeepinglikti. Temizlik işinin ne kadar zor olduğunu burada anlamıştım. Part time olarak çalışıyordum ve iş verenimiz başka bir iş daha bulup iki işte beraber çalışabileceğimizi söyledi. Bizde arkadaşımla çevredeki yerleri gezdik ilk gün iş bulamadık tabi. 2. Gün oranın kalbi olan lunaparka gittik , şans eseri oranın patronu bizi fark etti ve yanına çağırdı 2. bir iş aradığımızdan bahsettik ona o da bize yardımcı olabileceğini söyledi ve ofise çağırdı. Sohbet ederken nerelisiniz dedi Türk olduğumuzu söyleyince ” türkish girller ofise gelin iş hakkında konuşalım ” dedi ve işe kabul etti. İş bulmuştuk ama çok yoğun da bir temponun içine girmiştik.

 

Aynı zamanda farklı kültürlerin tadına varmaya çalışıyorduk. Başka başka ülkelerden bir çok arkadaşımız olmuştu. Dominikli, Jamaikalı, Kolombiyalı, Çinli, Rus , Bulgar ve Filipinli aklıma gelmeyen bir çok ülkeden. Aynı evi paylaştığım çalışma arkadaşım Dominikliydi –ana dilleri İspanyolca- aynı dili konuşamasak ta bazen İngilizce bile anlaşamasak ta ben bir kez daha şunu anladım ki sevgi evrenseldir. Biz birbirimizin kalbine dokuna bilmiştik. Artık bizi kendi kültürlerinin partilerine Latin gecesine davet ediyorlardı işten yorgun argın çıkıp koşa koşa yanlarına gidip günün bütün yorgunluğunu Latin danslarını öğrenmeye çalışarak atmaya çalışıyorduk. Danslarında o sevgi dolu güzel enerjiyi hissedip müziğin ritmine ayak uydurup birkaç saniye Latin olabilirsiniz. Tabi onlarda bizim kültürümüzü merak edip ayak uydurmaya çalışıyorlardı erik dalına koreografi uydurup dans edilen , ayranın tuzlu süte benzetildiği,saatlerce zeybek izlemek istenilen tek yer sanırım bu ütopya olabilir. Bu çalışma sürecinde bazen kaybolup savrulduk her ne kadar yanımızda bir sürü arkadaşımız olsa da her zaman tek başımıza bütün sorumlulukları yerine getirmemiz gereken birer bireydik. Yıkıldığımız yerden devam ettik bu sevgi her zaman elimizden tuttu ve düştüğümüzde ayağa kaldırdı bunlar ufak tatlı yorgunluklar işin tuzu biberi. Geriye dönüp baktığımda beni ben yapan tecrübelerim. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi 3 ay su gibi akıp geçti bu ütopyaya veda edip Amerikanın farklı şehirlerinin her birinin eşsiz ruhunu keşfetmekteydi sıra. Work kısmını kapatıp travel kısmına hızlıca geçiş yaptık. Otobüs , tren , uçak , uber bütün toplu taşıma araçlarını kullanıp 6 eyalet ve birçok farklı şehir gezip Amerika kültürünü öğrenmenin ötesinde bu kültürü sonuna kadar yaşadık keyfine vardık. Benim 4 aya yakın bu süreçte öğrendiğim kısaca şöyle. Yeni hikayelerin bir parçası olup dünyanın hangi ucunda olursan ol dilini bilmediğin insanlarla tanışıp kalbine dokunmak bir titreşim şeklinde yayılan bu sevgiyi gün yüzüne vuran yüzümdeki o küçücük tebessüm dünyayı gezmek istemem için çok büyük bir neden. Farklı kültürlerin tadına vararak yollarda kim olduğumun hiçbir önemi olmadan dünyaya bir iz bırakmak keşfederek her şeyin tadına varmak. Gözlerimi kapatıp düşündüğümde bu ütopyayı sizlere böyle anlatabilirim bu ütopyanın baş kahramanı benim , SİZ NİYE OLMAYASINIZ Kİ ?

“Macera Dolu Amerika !” için 2 cevap

  1. Nazenin Hilal dedi ki:

    Çok keyifli çok güzel bir yazı olmuş. Emeğine sağlık 🙏🙏

  2. Sena Şirinoğlu dedi ki:

    Okurken çok keyif aldım, diğer yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum🥰 Emeğine sağlık🙏🏼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir