SON DUYURU
Gezitopya.com Sosyal Sorumluluk Projesine destek olmak için tıklayın lütfen.

Kuzey Işıkları Rehberi

Birçok kişinin “Ölmeden Önce Yapılacaklar” listesinde ilk sıralarda yer alan, ama çeşitli zorlukları sebebiyle hep bir hayal olarak kalan Kuzey Işıkları… Biz nasıl başardık, deneyimlerimizi ve önerilerimizi paylaşmadan önce biraz teknik bilgiyle başlayalım.

Nedir bu Kuzey Işıkları? Nasıl Oluşur? Neden Bu Kadar Büyüleyici?

Kuzey Işıkları, diğer bir bilinen ismiyle Aurora Borealis güneşten gelen yüklü parçaçıkların, dünyanın manyetik alanıyla çarpışarak etkileşime girmesi ve yansıma yapmasıyla oluşuyor. En çok yeşil ve turkuaz renklerde görülüyor olsa da zaman zaman mor hatta kırmızı-pembe tonlarda yansımalara da şahit olunabiliyor. Gökyüzünde beliren bu renkli ışıklar da hepimizi büyüleyen en güzel hayale dönüşüyor.

Nerelerde İzleyebiliriz?

Işıkların izlenebildiği ülkeler Norveç, İsveç, Finlandiya, Rusya, Kanada, İzlanda, Alaska, Grönland ve Faroe Adaları. Fakat bu ülkelerin de her yerinden izleyebilmek mümkün değil, kuzeye çıkıldıkça olasılık artıyor. Şehir ışıklarından uzaklaşılması, havanın bulutsuz ve açık olması ışıkların izlenme olasılığını arttırıyor. Ayrıca kuzeye çıktıkça yıldızlar ve ay çok daha büyük ve dokunsanız yakalayabilecekmişsiniz gibi bir görünüme sahip oluyor. Bu sebeple dolunay döneminde ayın çok büyük ve yoğun ışıklı olmasının bile ışıkların görünmesini etkileyeceği söyleniyor.

En Uygun Zaman Ne Zaman?

Aslında Kuzey Işıkları’nı büyüleyici kılan noktalardan biri de izleyebilmenin tamamen şansa bağlı olması. Işıklar Eylül ve Mart ayları arasındaki dönemde ortaya çıkıyor, istatistikler incelendiğinde en şanslı ayların da özellikle Mart ve Eylül ayları olduğu belirtiliyor. Bu süre bazen Nisan ayına da uzayabiliyor. Elbette ki doğru zaman diliminde, doğru yerlerden birinde olmak ışıkları görebilmenizi garanti etmiyor. Biz araştırmalarımızı yaparken 1 ay boyunca bekleyip ışıkları göremeyenleri duyduğumuz gibi, uçakla geçerken şans eseri havada denk gelenleri de duyduk. Tüm şartların sağlanıyor olması, ışıkların izlenme olasılığını biraz daha arttırıyor. Biz 22 ve 23 Ocak tarihlerinde izledik.

Kuzey Işıkları Uygulamaları

Işıkları izleme olasılığını her an takip etmek için telefonunuza uygulama indirmenizi de mutlaka öneririm. Biz Norveç’te izlediğimiz için Norway Lights uygulamasını kullandık ve şansımıza tamamen isabetli tahminler yaptı. Uygulamada ışıkların izlenebildiği şehirler ve her şehir için üç günlük tahminler yer alıyor. Bu üç gün için de ayrıca saat saat olasılıkları da gösteriyor. “Try” ışıkların belirme olasılığının düşük olduğunu fakat yine de denenebileceğini ifade ediyor. “Go” ise ışıkların yüksek ihtimalle ortaya çıkacağını ve hazır olmanızı söylüyor. “Wait” ise neredeyse imkansız anlamına geliyor. Biz ilkini “Try”dayken bile görme şansına erişmiştik 🙂 Bunun dışında Aurora Forecast, Aurora Alerts gibi çeşitli uygulamalar da mevcut fakat kullanımı bize daha kolay geldiği için biz en çok Norway Lights’ı takip ettik.

        

Kuzey Işıkları Turları

Eğer kendiniz bir plan yapmayacaksanız, gittiğiniz ülkelerde Kuzey Işıkları turları yapan şirketler bulunuyor. Bu turlar günübirlik turlar olabildiği, ilk seferde görememe ihtimaline karşı birkaç gün üst üste götürenler de var. Bunun dışında tek bir bölge yerine tüm kuzey bölgeyi dolaşıp ışık avına çıkan turlar da mevcut. Turlar soğuğa karşı ekipman, fotoğraf makinesi ve kamera desteği ve yiyecek-içecek desteği sağlıyor. Tüm bunlara göre de fiyatları 600 Euro’dan başlayıp yukarı doğru çıkan değişkenlikte seyrediyor. Eğer tura katılmayacaksanız, şehir ışıklarından uzaklaşmak için şehrin uzak bölgelerine gitmeniz gerektiğinden araba kiralama gibi alternatifleri de düşünebilirsiniz. Belki de büyük bir şans eseri şehrin merkezinden bile izleyebilirsiniz 🙂

Nasıl Giyinmeliyiz?

Kış dönemi yerine sonbahar ya da ilkbaharda gitseniz bile havanın fazlasıyla soğuk olacağını unutmayın. Kuzey affetmez 🙂 Özellikle de şehir ışıklarından uzaklaşmak için gidilen uzak bölgelerde rüzgarla birlikte hissedilen sıcaklık da oldukça düşüyor. Mesela burada hissedilen -1 derece ile Norveç’te hissedilen -1 derece birbirinden epey farklı, orada çok daha kuru ve sert, insanın etini kesiyormuşcasına bir his yaratıyor. Kış dönemindeyse -25’lere kadar inen sıcaklıklarla karşılaşabilirsiniz. Bu sebeple termal içlikler hayati ihtiyacınız. Katmanlama şeklinde giyinmeniz (içlik-ince polar-kalın polar-iyi bir mont), gerektiğinde katman azaltabilmeniz ısıyı koruyabilmenizi sağlayacak. Eğer kış döneminde giderseniz kar pantolonu, içi dolgulu eldiven, su geçirmeyen ve sağlam tabanlı bir bot ve eğer buz üzerinde yürümeniz gerekecekse botlar için kaymayı önleyici aparatlardan edinmeniz de önemli. Çok fazla rüzgara maruz kalma ihtimaline karşı yüzünüzü korumak için bir balaklava da edinebilirsiniz, bizim için hayat kurtarıcı olmuştu. Görüntü açısından pek hoş olmasa da fotoğraf çekilirken çıkarabilirsiniz 🙂 Ayrıca soğuk havanın olumsuz etkilerinden korunmak için nemlendirici krem ve vitamin desteği de yanınızda bulundurmanız iyi olacaktır.

Gelelim Bizim Maceramıza…

Bizim maceramız biraz farklıydı; Ocak ayı, otostop ve kamp 🙂 Evet biraz çılgınlık, belki birazda da fazla. Bunun için 17 gün ayırmıştık. Temel planımız ışıkları izlemek, sonrasındaysa Norveç, İsveç ve Danimarka’yı gezmekti. Işıkları görmek için ne kadar beklememiz gerekirse bekleyecek, gerekirse gitmek istediğimiz diğer rotalardan vazgeçecektik. Işıkları izlemek için Tromso’da karar kılmıştık. Fakat ekstrem hava şartları (-22 derece gibi) ve otostopta işlerin istediğimiz gibi gitmemesi sebebiyle farklı bir alternatif arayışına girmiştik. O esnada, Norway Lights uygulamasında daha önce hiç aklımızda olmayan bir şehri gördük: Bodo. Hemen araştırmalara başladık ve Bodo’nun Kuzey Kutup Dairesi’nin hemen içinde yer aldığını ve en kuzeyde olmasa da ışıkların izlenebileceği kadar kuzeyde olduğunu öğrendik. Uygulama da ertesi gün için “Go” uyarısı veriyordu. Hemen bir heyecanla Bodo’ya tren bileti aldık ve 13 saat süren bir yolculukla kuzeye çıkmaya başladık. Yolculuk esnasında uygulamadaki “Go”, “Try”a dönüp moralimizi bozsa da vazgeçmedik.

Bodo deniz kenarında oldukça küçük bir şehir. İstanbul’daki bir ilçe büyüklüğünde fakat bu, Norveçliler için orta büyüklükte bir şehir anlamına geliyor 🙂 Tren istasyonuna yakın bir noktada denizin hemen kenarına eşyalarımızı koyup beklemeye başladık. Ve şans bu ya 1 saat bile geçmeden çok silik olsa da ışıkları görmeyi başardık. Fakat elbette ki yetmedi. Gece yarısına kadar bekledik. Defalarca kez belirme-kaybolma şeklinde çok az olarak ışıkları seyrettik.

Şunu belirtmeliyim ki, gitmeden önce hazırlıklıydım. Sosyal medyada görüp büyülendiğimiz, tüm gökyüzünün ışıklarla parladığı fotoğrafların profesyonel makinelerle ve uzun pozlama teknikleriyle çekildiğini biliyordum. Yani cep telefonunuzla fotoğrafını çekmeye çalıştığınızda simsiyah bir ekranla karşılaşabilirsiniz. Profesyonel makineler dışında gözle rahatça gördüğümüz ışıkları telefonların yakalaması oldukça zor. Işıkların belirme şekli ve süresi ise tamamen şans. Tüm gece bekleyip çok hafif bir şekilde sadece 3 saniye izleyebilen kişileri de duymuştuk.

Ertesi gün içinse uygulamanın tüm akşam ve gece için güçlü bir  “Go” uyarısı verdiğini görünce, istediğimiz gibi izleme umudunu ertesi güne bıraktık. Akşam yine denizin kenarına yerleşip beklerken, Bodo’nun yerlilerinden biri burada çıkma olasılığının çok düşük olduğunu söyleyip 6 kilometre uzaktaki bir tepeyi tavsiye etti. Çantalarımızın 18-20 kilo ve yolun tamamen buz olması sebebiyle bunu alternatif seçenek olarak tuttuk. Neyse ki “burada izlemeniz zor” denilen o sahil kenarında aklımızı alan bir görsel şölene şahit olduk. Aralıksız bir şekilde yeşilli morlu bir ışık dalgası tüm gökyüzünde dans etmeye başladı. O kadar hızlıydı ki gözlerimizle takip edemiyorduk. Yine şanslıyız ki hemen kaybolmadı. Zaman kavramını yitirmiştik ama en az 5-10 dakika gökyüzünde dalgalandı. En büyük hayali gerçekleştirmenin heyecanı ve coşkusuyla fotoğraf ve video çekmeyi bile çok zor akıl edebildik. Aklımızı başımızdan alan o anın videosunu şuradan izleyebilirsiniz.

O gece hissedilen hava sıcaklığı -17 dereceydi ve rüzgarın hızı 37 kilometreydi. Ayağa kalktığımız anda 1 kilo ağırlığındaki taburelerimiz yerinden uçmaya başlıyordu. Fotoğraf çekmek için eldivenlerimizi elimizden çıkardığımız anda his kaybı ve şişme başlıyordu. 15 dakika boyunca eldivensiz kaldıktan sonra elimden düşen eldiveni alamayacak kıvama gelmişlerdi 🙂 O büyük dalgalanma bir daha olmasa da gece 5 saat boyunca kuzey ışıkları çok güçlü bir şekilde defalarca gökyüzünde dans etti ve biz hepsini izleme şansına sahip olduk. Tüm gece ışıkların altında müzik dinledik, şarkı söyledik, mutluluk çığlıkları attık, bazen de sessiz kalıp anı yaşadık. Isınmak için tek yolumuzsa kar suyunu eriterek yaptığımız kahvelerimiz ve ara ara koşarak vücudumuzu ısıtmaya çalışmamızdı. Ertesi gün Bodo için fırtına uyarısı yapılınca şehirden ayrıldık ve uygulamadan yaptığımız takibe göre bir hafta boyunca ışıklar görülmedi, yani biz o şanslı iki günü yakalamıştık.

Öneriler

  • Bizim gibi kamp macerası yaşamayacaklar için tavsiye olarak ise Bodo deniz kenarında otel ve hosteller de mevcut, buralarda da konaklayabilirsiniz. Pahalılık gözünüzü korkutmasın 2 kişilik oda fiyatı 450 TL gibi bir fiyattı. Belki bizim kadar şanslı olup şehrin merkezinden ışıkları izleme şansına sahip olabilir ya da araç kiralayarak uzak bölgelerde şansınızı deneyebilirsiniz.
  • Marketlerden yiyecek alışverişi yapıp yeme-içme işlerinizi de minimuma indirebilirsiniz. Biz Rema marketten ekmek, peynir vs alıp yanımızda getirdiğimiz noodle ve hazır çorbalarla öğünlerimizi çıkarıyorduk.
  • Şehir çok küçük olduğundan ve her şey birbirine yakın olduğundan şehir içi ulaşımı yürüyerek yapabilirsiniz.
  • Uçak biletleri de önceden ayarlanabilirse Kuzey Işıkları macerası beklediğinizden çok daha ucuza gelebilir.
  • Konfordan vazgeçmek istemeyenler ise Finlandiya’daki geceliği 4000 TL ödeyerek cam tavanlı otellerde konaklayarak ışıkları sıcacık odasından izleyebilir 🙂
  • Bodo’dan Norveç’in diğer şehirlerine otobüs ve tren bulunuyor. Tren biletleri alınan güne göre değişkenlik gösteriyor. Aynı gün için baktığımız bilet 900 TL iken, aynı tren bileti ertesi gün için 300 TL’ye düşmüştü.
  • Bodo-Oslo yolculuğu ise mutlaka yapılmalı. Yolun kendisi bile başlı başına büyüleyici. Yol boyunca gözünüzü camdan ayıramamak garanti ve bugüne kadar bindiğim en konforlu trendi. Geniş koltuklar, bol huzur ve sıcacık bir ortam..

Elbette fazlasıyla zorlukları olan bir rota ama en önemlisi; şans sizi bir yere kadar götürür, hayallerinizse her yere…

Hayali olan herkesin bir gün gerçekleştirebilmesi dileğiyle!

Bir yorum bırak

avatar
  Abone ol  
Bildir