Kos Adasına gitmemek olmazdı.

 

Sizlerle ilk paylaşacağım yazım beş sene önce gitmiş olduğum Yunanistan’a bağlı olan on iki adadan birisi  Kos Adasıyla başlıyorum.

Bodrum da sıradan bir gündü. Yapabilecekleriniz bellidir. Sabah güzel bir kahvaltı arkasından plaja gidersin günün çoğunu plaj da geçirip akşam için hazırlanmaya başlarsın. Bu kez izin günümü gezerek geçirmek istiyordum.  Sabah 6 gibi kalktım planımı yapmıştım aslında çantama bikinimi de atıp kendimi dışarıya attım.  Bodrum merkeze gittim. Planım kalenin arkasında ki cafelerden birisinde kahvaltımı yapıp oradan Türkbüküne geçmekti. Kahvaltımı yaptıktan sonra liman da yürüken Feribotlar dikkatimi çekti. Hergün Kos adasına seferleri varmış. Oniki adaların gözde adalarından Kos bilinen diğer adıyla İstanköy sadece bir saat sürüyormuş.  Hali hazırda Schengen vizemde varken  kendimi bilet alırken buldum. Bilet 20 Euro cıvarındaydı. Tek başıma kendimi dinleyip gezmem  için güzel bir fırsat yakaladığımı düşünüp yola çıktım.

 

Günü birlik neden olmasın ki dedim ve feribot tayken bir günü nasıl verimli bir şekilde adayı  gezebilirim diye araştırmaya başladım.  9.15 de gidiş ve 17.00 da dönüş şeklinde oluyormuş bu seferler bir saat gidiş bir saat dönüş derken bana kalan zaman sadece yedi saat küçük bir ada için fazla derken zaman yetmedi desem yeridir. Kos adasına vardığım zaman ilk istediğim şey Yunan kahvesi içmek oldu. Sabah kahvemi içmeye zamanım olmamıştı derken Türk kahvesinden neredeyse hiç bir farkı olmayan yunan kahvesini içtikten sonra sevimli adayı gezmeye başladım. Bu arada illa schengen vizeniz olmak zorunda değil bazı tur şirketlerine gerekli evrakları üç gün önceden vermeniz  yeterli adana kalacağınız süre boyunca vizenizi alıyorlar.  Zamanınız ve imkanınız varsa schengen vizesi almanızı tavsiye ederim.  Kapı vizesi maliyet açısından biraz  pahalı.

Ada da bir gece konaklayarak bütün adayı iki günde gezebiliyorsunuz. Benim vaktim olmadığı için sadece bir günü verimli geçirmek adına öncelikle tarihi yapılarını gezerek başladım. Araba, bisiklet, buggy kiralayarak çok daha rahat gezebiliyorsunuz.  Şunu bilmeniz gerekiyor ada da yollar tek yönlü ve bu yüzden sürekli kaybolabiliyorsunuz. Tarihi yapıların ve gezilecek yerlerin pek çoğu merkez de olduğu için ben yürümeyi tercih ettim.

İstanköy  Hipokrat’ın memleketi diyebiliriz.  Bence biliyorsunuzdur şu yemini ile meşhur, tıbbın büyüğü dediğimiz.  Hipokrat meydanına gideceğiniz  zaman direk fark edeceğiniz  kocaman bir ağaç Hipokrat Ağacı olarak geçiyor. Yıllar önce  Hipokrat’ın öğrencilerine bu koca  ağacın altında ders verdiği şeklinde söylentiler anlatıyorlar. Hipokrat ise 2350 yıl önce yaşamış, ağaç ise ada da yaşayanlardan duyduğuma  göre ancak 550 yaşlarında olabilir diyorlardı. Yorumu size bırakıyorum. Ağacın yakınlarında Loziya camii ve yürüme mesafesinde Defterdar camii Osmanlı’nın bıraktığı izlerdenmiş adaya.

Meydandan köprüye yürüyerek  geçtiğim zaman Neratzia Kalesine varmış oldum. Giriş ücretli  2 Euro 3 Euro gibi bir ücreti vardı. Neratzia kalesini Rodos şövalyeleri stratejik olarak  Osmanlı’ya karşı korumayı hedefleyerek 14.yy da  yaptırmışlar.  Kalenin orada ve köprünün orada fotoğraf çekilmeyi kesinlikle unutmamalısınız. Heryerde bengonviller mavi, beyaz evleriyle Bodrum’a benzer  güzellikle olan Ada da  gezmekten sıkılmayacaksınız.   Merkez de gezilecek yerler arasında agora kalıntısı bulunmaktadır. Agora kalıntısına açık hava müzesi de diyebiliriz. Pek çok tarihi kalıntılara sahip bu alanı gezdikten sonra arkeoloji müzesini de gezmeyi de atlamadım.  Asklepion harabeleri tarih sevenlerin de ziyaret etmesi gereken yerler arasında Merkeze yaklaşık 4km uzaklıkta şehri tepeden görebileceğiniz bir alanda.  Söylentilere göre Asklepios ’a adanmış bir eski çağ hastanesiymiş önceden burası.  Gezmekten biraz yorulunca birşeyler atıştırabileceğim bir yerler ararken öğrendim. Siesta varmış. Saat 12.00 ile 16.00 arasında pek çok dükkan, restoranlar kapalı oluyor.

Gündüz ve gece gidilecek yerler arasında balık seviyorsanız kesinlikle Nick the fisherman gitmeniz gereken yerler arasında ve Türkiye de ki balık restoranlarından çok daha uygun fiyatta bir menüye sahip. En iyi Türk restoranı ise Ali. Bodrumdan çok fazla gelen olduğunu söyleyebilirim. Bir de Türk mahallesi var Ada da Platini mahallesi olarak geçiyor. Adaya kadar gelmişken Sirtaki olmadan olmaz diyorsanız orası için de tavsiyem var Caravele Restoranı hem menüsü hem de eğlencesi olarak çok övülüyor. Ben akşam kalamayacağım için katılamadım. Ali Restorana giderseniz mutlaka peynirli Kalamar dolmanın tadına bakmadan çıkmayın derim. Tek kelimeyle bayıldım.  Atıştırmalık bir yerler ararken siestaya denk geldiğim zamandan bahsetmiştim. O sıra da  Oldriver diye bir yer keşfettim hem plajına girebiliyorsunuz gezerken o sıcakta serinlemek iyi geliyor hem de karnınızı doyurabiliyorsunuz. Deniz kenarın da bir kadeh uzo da neden olmasın değil mi ?  Ada da  nasıl kaybolduğumdan biraz Rumca biraz İngilizce nasıl yolumu bulduğumdan bahsetmiyorum. O kadar çok yürümüşüm ki dönmem 40dk kadar sürdü.  Ada’nın tamamını panoramik minik trenlerle de gezebiliyorsunuz. Ben bu minik bilgiyi dönmek üzereyken öğrenmiştim.

Feribotu kaçırmak üzere olduğum için son dakika da yetiştim diyebilirim.  Türk olduğunuzu söylediğiniz de sizi anlamasalar bile yardımcı olmaya çalışan bir çok insan göreceksiniz.  Son olarak içki getirmek istenler Konstantinoj içki getirmeniz için Ada da ki en uygun ve en kaliteli Uzoları alabileceğiniz yer diyebilirm. Zamanım olmadığı  için gidemediğim Zia Köy de gün batımı muhteşem oluyormuş. Bir daha yolum düşerse diye yapılacaklar listemde duruyor.

 

 

 

 

 

 

“Kos Adasına gitmemek olmazdı.” için bir cevap

  1. Muharrem dedi ki:

    Sıradanlaşmış bir gün yerine, keşfederek geçirmiş olman oldukça hoş. Eminim ki hiç bilmediğin, tanımadığın bir yerde olmanın verdiği özgürlük hissini fazlasıyla hissetmişsindir. ”Panaromik minik trenleri sonradan öğrenmek, Feribotu kaçırmak, kaybolmak” gibi farklı anıların olmuştur. Keşke onları da hikayenin içine yaysaydın. Deneyimlediğin bilgileri öğrenirken biraz daha fazla tebessüm etmiş olurduk…. Tavsiyelerini not ettiğimi belirtmek isterim, bir gün Kos Adasına gidersem, (Mekanlar kapatmamışsa) tavsiye ettiğin yerlere Adanın yabancısı değilmişim gibi uğrayacağım. 🙂 Birde ”Panaromik Minik Trenleri” senin yerine kesinlikle deneyimleyeceğim. Bu güzel yazı için teşekkürler, deneyimini okumak çok hoştu. Diğer deneyimlerini paylaşmanı sabırla bekleyeceğim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir