Karadeniz Yaylaları

Merhaba yeşil severler,
Size günde iki etkinlik ile yılın 350 günü yağmurlu olan Karadeniz’de nasıl gezilebilir biraz bahsetmek isterim.
Bu gezi genellikle Rize etrafında geçmektedir. Biletler hesaplı olması için aylar öncesinden alınmıştır. Hatta Pegasus’ta kampanya yakalarsanız tadından yenmeyecektir. Gezimizin ilk gününden başlayayım.
Cumartesi sabahı Sabiha Gökçen Havalimanı’ ndan uçağa binip Trabzon’da iniyoruz.
Kısa bir yolculuk ile Ayasofya yanındaki Kahvaltı Bahçesi’ nde kahvaltınızı yaptıktan sonra Ayasofya ve Atatürk Köşkü’nü geziyoruz. Buraya daha önce gelenlerimiz olmuştu ama buraya kadar gelmişken anılarımızı tazeleyip tekrar gezmemek olmazdı. Hikayelerinden şuan bahsetmeyeceğim. Gidip rehberinden dinlemek ayrıca bir keyif olacak sizin için.
Devamında Sümela Manastırı’nın kapalı olması sebebiyle belirli bir noktaya kadar çıkabiliyoruz. Ama 1 haftaya kadar açılacakmış ,ziyaretimiz esnasında vali ile karşılaştık. Ben yazımı hazırlayana kadar açıldı bile. Dondurması meşhur değil ama çok güzel, 30 derece hava sıcaklığında başka ne iyi gider ki.
Derenin yakınları her zaman serin oluyor. Yani 5 mt yürüyüp serin kısma geçiyor ve bazen ıslanıyorsunuz bile. 5 mt geriye dönerseniz hava yine 30 derece. Tedarikli gidiniz. İnce de olsa montunuz yanınızda bulunsun. Yağmurluk da olur.
Sonrasında meşhur Sürmene pidesini deniyoruz.Kaşarlı kuşbaşılı bir harika. Yol üzerinde bulduğunuza girin hepsi aynı hepsi güzel.
Dönüş Ayder Yaylası’na Natura Otel. Burada 5 gece konaklayacağız.Manzarası,personelinin güler yüzlülüğü ve samimiyeti, yemekleri konumu bakımından çok güzel bir otel. Ayder’de bankamatik bulunmuyor bunu oraya gitmeden yol üstündeki ATM ya da şubelerden halletmeniz gerekiyor. Bakkal ve tekel var. Büyük market için merkeze gidilmesi gerekli ama bakkallar oldukça kapsamlı ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz.
Ayder’de gün batımı..
2.gün Sal ve Pokut Yaylası diyoruz. Birbirine yakın ve muhteşem manzaralı 2 yayla. Aslında hava durumu sağanak yağış göstermesine rağmen zerre yağmur görmüyoruz ve şansımıza kar hala var ama bize ne yürüyüşte ne yukarıda 2000 mt’de bulunmamıza rağmen zorluk çıkarmıyor.
Açık havada yapacağınız meditasyon ve esneme hareketleri ile ruhumuzu dinlendiriyoruz. Dönüşte Cinciva. Karların erime zamanı olduğundan fırtına deresi gürül gürül. Yeşilliğin ortasından şiddetli bir şekilde dere aktığını düşünün. sizi alıp götürecekmiş gibi.
3. Gün Tar Deresi – Bulut Şelalesi. Ayder’e araba ile 10 dk mesafede. Şelale buluttan akıyor gibi olduğu için bu adı vermişler. Bu yürüyüşümüz yağmur altında olduğundan oldukça ıslanıyoruz ve gezimiz bitince otelde üzerimizi değiştiriyoruz. Ama gün daha bitmedi. Hava belki açar umuduyla beklemeye başlıyoruz, bu sırada kaplıcaya mı gitsek yoksa Huser mi neresi diye düşünürken güneş yüzünü gösteriyor.Bu arada kaplıca Natura Otel’e 10 dk yürüme mesafesi. Yazın Saat 6, kışın saat 5′ e kadar açık. Sıcaklığı 40 derece civarı olduğundan 15 dk’dan fazla havuzda kalmadan zaman geçirmek önemli. Kadın/Erkek/Çift ayrı bölümler mevcut.
Huser gün boyu yağmurlu olduğundan yolları çamur doluymuş ve bulut denizi oluşmayacağı için ertesi güne erteliyoruz. Rotayı Galer düzüne çeviriyoruz. Bu 1500 plan değişikliği aynı günde oluyor dediğim gibi burası Karadeniz yağmur yağabilür 🙂
Araba ile yarım saatte yukarıya Galer’e çıkıyoruz ve 15-20 dk yürüyerek tepeden yeşile bezenmiş muhteşem manzaranın karşısında saatlerimizi geçiriyoruz.
Gezinizde botlarınız bileği koruyan su geçirmez trekking botları olmalı ve tozluklar hep yanınızda olsun. tercihen baton getirebilirsiniz yer yer çıkışlar mevcut büyük yardımı oluyor. Kullanmazsanız çantanıza asarsınız hafifler. yağmurluk bu şehirde olmazsa olmazlardan tabi ki.
4. Gün kahvaltı sonrası kısa bir Ayder yürüyüşü yapıyoruz. Ayder yaylası 20 yıl öncesine kadar bu kadar otel ve restaurant dolu değilmiş elbet ama dağ ve şelale manzarasını hiç bir şey bozamaz. Ormana dalıyoruz mis gibi havayı koklayıp yürüyüşümüzü bitiriyoruz. Huser’e biz ve doğa ana hazırız, yola çıkıyoruz. Gün batımını eğer şansımız yaver giderse Bulut Denizi ile Huser’de geçiricez.
Öncelikle 2300 metredeki Avusor Yaylası’na uğruyoruz. Burada evler boyumu biraz geçiyor. Rüzgardan etkilenmemesi için kısa kısa evler yapmışlar. Hoş yine de dağılan duvarlar kırılan camlar gördük. Aslında oldukça ürkütücü bir görüntüydü. Gece tek başıma kalsam korkarım muhtemelen ama güzelliği manzarası göz ardı edilemez. “Kalırım burada be” diyorsun içinden.
Avusor’dan ayrılıp araba ile çıkabileceğimiz noktaya dikkatlice ve yavaşça çıkıp yaya olarak tırmanışa geçiyoruz. Çok değil yarım saat kadar. Huser Yaylası’na dalıyoruz. Evet gerçekten dalıyoruz çünkü ramazandayız ve sezonu değil kimsecikler yok. Bulut Denizi oluşmuyor ama salıncak, dans ve eğlence ile en son gün batımını izleyip fotoğraflayıp otele dönüyoruz. 10 km bi uzaklık ancak yolları oldukça virajlı mıcırlı uçurumlu ve delik deşik. 4×4 olmayan ya da bizimki gibi yerden yüksek kısa bir minibüs olmadan asla gidilmemeli. Hatta yağmurlu bir günde de yola çıkılmaması gerektiğinden bu yayla gezimizi 1 gün ertelemiştik. bekleyip ertesi gün gidilmeli ki yollar kurusun.
5. günde 2. yağmurumuza yakalanıyoruz. 5’te 2, skor bizden yana 🙂 Gerçi yağmurun tadı başka saçlara da iyi geliyor 🙂
Bugün gidilecek yer sayısı 4. Tabi doğa ana izin verirse.
Palovit Şelalesi ve 1870 metre de ki Elevit Köyleri’ne geçiyoruz.
Karadeniz’de yolda sıkılmanız mümkün değil. Her zaman akan bir dere yemyeşil bir orman size eşlik ediyor.
Yol üzerinde Cancik Pansiyon’da yemeğimizi yiyiyoruz.
Sıcak bir ortam içeride çok eski sigara ve çay kutuları hatta tavanda asılı duran antika ütüler görebilirsiniz. Eskiye verilen önemi anlayabiliyorsunuz. Hepsini tek tek incelemeye çalıştım.
6. Gün Ayder Yaylası’na veda ediyoruz. Mençuna Şelalesi için yola çıkıyoruz. Palovit’ten daha büyük ve görkemli bana kalırsa.
Programda olmayan Artvin Karagöl’e uğramadan Fındıklı’ya geçmek istemiyoruz. Gölün etrafında bir tur atarken yansımayı fotoğraflayabilirsiniz. Çok etnik bir atmosferi var. Tek başınıza da farklı bir keyfi olur bence, sessizlikte kuş cıvıltıları ve hafifçe çiseleyen yağmur eşliğinde.
Hava kararmaya başlıyor, gecelemek üzere Fındıklı Sulak Köyü’nde yolun sonuna kadar ilerleyip Bageni Pansiyon’a varıyoruz. Buraya, burada aşık olacaksınız. Yerleşmek ve gitmek istemeyeceksiniz.
Pansiyondan yukarıya çıkan patika yolun sonundaki restaurant bölümünde zengin çeşitleriyle akşam yemeğimizi yiyiyoruz. Patikanın kendisi de ilginç. Yol üzerinde dilerseniz bankta oturup kitap okuyabilirsiniz.
Ya da karşınıza Uça çikabilur 🙂
Uça; yerel halkında tanıdığı bu güzel arkadaşımız.
Gece bile manzara muhteşem. Şöminenin önünde  Yaşar Amca, eşi ve oğlu Evrim’in doyum olmaz sohbetleri ile geceyi bitiriyoruz.
Kaldığımız pansiyon asırlık ve güzelce restore edilmiş. Ev konumunda olduğundan banyolar ortak kullanılıyor. Size aile ortamı sunuyor. huzur ve sessizlik istiyorsanız bu ortam sizin için ideal. Bahçe bölümünde bungalov evleri de mevcut.
7. gün pansiyonun manzarasında kahvaltımızı yaptıktan sonra saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Hüzünlenerek ayrılıyoruz çünkü buradaki zamanımız doldu.  Fındıklı’ya daha çok vakit ayıramamanın pişmanlığıyla Çayeli’ne doğru yola çıkıyoruz. Çayluk’u ziyaret edeceğiz. Yerin sahibi olan Kenan Amca’dan müsaitliğini sorup burasının en ünlüsü olan çay tarlasına giriyoruz.
Tarlalar nizami biçimlendirilmiş. Muntaza, simetrik. Tam benlikti baktıkça rahatladım 😀
Son olarak önerebileceğim Rize Çayeli’nde Husrev’in kuru fasulyesi. Her sene gideriz.
Akşam uçak ile dönüyoruz ağlaya ağlaya ama sanırım elimizden gelen gezilebilecek en iyi şekillerden biri ile gezdik. 12 kişi hepimiz orada eğlendik aileydik.
Tur ile gitmek isteyenler için www.tamzaratur.com ile iletişime geçebilirsiniz. Karadeniz turları enfes.
Bu gezide raftinge de yer verecektik ancak Fırtına Deresi, mayıs ayında karların yeni erimeye başladığı , debisi en azgın zamanlarında. Tamam adrenalin severiz ama yaşamayı da severiz deyip erteledik.
Umarım iyi aktarabilmiş ve faydam dokunmuştur. Keyifli gezmeler 🙂
Lütfen doğaya yalnızca sevginizi bırakın 🙂

“Karadeniz Yaylaları” için bir cevap

  1. Tolga dedi ki:

    Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir