SON DUYURU
Gezitopya.com bünyesinde gezi anılarını yazabilecek yazarlar aranmaktadır.

Günübirlik İznik Gezi Rehberi

Yine İstanbul’un keşmekeşinden bunaldığımız bir gün, hem lokasyon olarak İstanbul’a yakın hem de bizi çok yormayacak bir rota olduğunu düşündüğümüz İznik’e gitmeye karar verdik. Benim çiniye olan merakımın kararımızı etkilemesi söz konusu bile olmadı 🙂

İznik hem Bursa’ya hem de Yalova’ya bir saat uzaklıkta olduğundan dolayı Yalova’ya hızlı feribot ile gelip , araba kiralayarak yolumuza devam etmeyi planladık. Sabah 7:45 feribotuna bindik, kahvemizi bitirdiğimizde Yalovaya gelmiştik bile…

Dokuzda Yalova’dan hareketle zeytin tarlalarına, yemyeşil doğasına hayran olarak yarım saatte sonra göle ulaştık. Biraz daha ilerledikten sonra sakin gördüğümüz bir noktaya arabamızı park ettik.

Biz İznik merkeze ulaştığımızı düşünürken, aslında Boyalıca ulaşmışız. Boyalıca’yı  kısaca anlamak gerekirse İznik gölünün tadını keyiflice çıkarabileceğiz güzel sakin bir sahil kasabası tadında, şirin mi şirin bir belde. Sahil boyunca yer alan piknik masalarından birine oturduk ve kahvaltımızı yapmaya başladık. Yoldan gelip geçen yerel halkın afiyet olsunları ile kahvaltımızı yaptıktan sonra göl kıyısı boyunca yürüdük.

Gölün diğer tarafına doğru yürüyerek Belediyenin önünde yer alan çay bahçesinde sabah kahvelerimizi içtikten sonra düştük yollara..

Yolda gördüğümüz kahverengi tabelaları izleyerek Anıt Ağacın altında küçük bir dinlenme molası veriyoruz. 

Zeytin aşığı olan ben bu kadar zeytin ağaçları görüp bahçeye dalmadan duramadım tabi…..

Öğlen itibariyle İznik merkeze ulaşmış oluyoruz. İlk hedefimiz İznik müzesini gezmek fakat müzenin restorasyon nedeniyle geçici süre ile kapatıldığı görüyoruz. Müzenin karşısında yer alan caminin minaresinin işçiliğine hayran kalarak çini süslemelerini inceliyoruz.

Camiyi arkamızda bırakarak, çarşıya giden çınar ağaçları ile çevrili yoldan ilerleyerek Ayasofya müzesine ulaşıyoruz. Hristiyanlık için önemli kararların alınmasından dolayı Ayasofya müzesi çok değerli,fakat İzniğin tam ortasında ve Hristiyanlık için öneminin çok büyük olduğu böylesine önemli bir yapının 2007 yılında yapılan restorasyona rağmen biraz bakımsız ve harap durumda buluyoruz. Mozaiklerin çoğu silinmiş durumda maalesef…

İznik’e gelmişken çiniciler çarşısını gezmemek olmaz, dilerseniz ufak workshoplara katılıp kendi çinilerinizi kendiniz yapabilirsiniz fakat fırınlama işlemi olması gerektiğinden çinileriniz sizden bir kaç gün sonra elinize ulaşıyor. Biz hediyelik çinilerimizi de aldıktan sonra karnımızı doyurmak için Nihat’ın yerine gidiyoruz. Göl kenarında göl balıklarını yiyebileceğiniz manzarası güzel bir restoran. Biz sazan ve yayın balığını denedik, inanılmaz bir lezzeti olmasa da fena değildi.

nihatın yeri

Gün batımına doğru göl kıyısına giderek, ağ ile gümüş balığı avlayan balıkçıların mücadelesini izleyerek, gün batımının tadını çıkardık ve geri dönüş yolculuğuna geçtik.

İznik değerinin çok çok altında kalmış ve unutulmuş ve önem verilmemiş olmaması dolayı içerisinde yer alan zenginlikleri kaybetmek üzere… 

Bahar ayında yeşilin her tonu görülen yolun sonu İznik gölünde biten bu rotayı sizde bir an önce keşfedin 💙

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir