GÜNÜ BİRLİK YURT DIŞI TURU

“Günü birlik yurt dışı seyahati olur mu?” demeyin, olur. Kapı komşumuz Gürcistan olursa ve hafta sonunuzda bir günlük yurt dışı deneyimi yaşamak isterseniz Erzurum’dan Turevel tur firmasına kayıt yaptırıp acenta sahibi Serdar SEVEROĞLU ile birlikte Batum’a doğru yola koyulursunuz.

Batum’a gitmek için yola gece çıkıyoruz. Erzurum- Hopa arası yaklaşık 4.5-5 saat sürüyor.Sabahın erken saatlerinde Hopa’ya ulaşıyoruz.  Kahvaltımızı Hopa’da denize nazır bir otelin teras katında alıyoruz. Açık büfeden oluşan kahvaltıdan sonra havanın güzel olmasından yararlanıp sahilde fotoğraf çekiyorum.

Tekrar yola koyulma vakti.Hopa’dan Sarp sınır kapısına yaklaşık on beş dakika süren bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Ne kadar erken gidersek sınırı kalabalığa kalmadan geçebiliriz.

Yurt dışına çıkarken sınırı hiç yürüyerek geçtiniz mi? Pasaport yok! Vize yok! Sadece kimliğinizi gösterip size verilen küçük bir kağıdı doldurup yürüyerek geçiyorsunuz.

Sınırı geçtikten sonra Acara özerk bölgesindeki ilk durağımız olan White Restorant önünde fotoğraf molası veriyoruz. Bu yapı Antalya’daki ters evi hatırlatıyor. Sahil boyunca yürüyerek ilerliyoruz. Karşımıza Birleşik Arap Emirliklerindeki gibi farklı şekildeki mimariler çıkıyor.

Kısa sürede arabayla Dünya’nın en büyük botanik parklarından birine gidiyoruz. Parkın girişi 15 lari. Üç  kapısı olduğu söylenilen parkın üç kapısını da görme şansım oldu. Dünya’nın dört bir tarafından gelen ağaç  türleri arasında Karadeniz’i de kadraja alarak fotoğraf çekiyorum. Parkı yürüyerek dolaşmak istemeyenler için golf arabaları var. Bir saatlik yürüyüş süresi verdiğimiz parktan, fotoğraf molalarıyla birlikte yaklaşık iki saatte çıkıyoruz.

Parktan sonra yol bizi şehir merkezine götürüyor. Şehir merkezinde ilk durak teleferik. Binmek isteyenler 15 lari karşılığında Batum’u yukarıdan izleyebilir. Benim Batum’a altıncı gidişim olduğu için bu sefer binmedim. Teleferiğe binenler yukarı çıkarken şehrin ikinci yönünü görebilirler. Çünkü yukarı çıkarken şehirde geri kalmış yerler de ayaklarınızın altına seriliyor.

Teleferikten sonra Türk mahallesine gidiyoruz. Yıkılacakmış gibi duran Rus yapımı eski binalarda şimdi daha çok Türkler oturuyor. Öğle yemeğimizi burada yiyoruz. Bizdeki peynirli pideyi andıran Haçapuri yiyorum. Türk mahallesi olduğu için bu sefer ödemeyi lira olarak yapıyorum.

Restoranın yanında Batum’daki tek camii olan Orta camii var. Camii Osmanlılar’dan kalma. İnce zarif çiçeklerle süslenmiş ahşap kapısından içeri baktığımda yine ahşap işçiliğini görüyorum. Caminin yanındaki sokakta güzel bir perspektif oluşturan iki katlı evlerin arasında fotoğraflar çekiyorum.

Sokağın biraz ilerisinde ünlü Piazza meydanına geliyoruz. Bu meydana kırmızı tuğlalı yapılarından dolayı olmalı  her zaman “kızıl meydan” adını takıyorum. Yerler değişik mozaik süslemelerle kaplı. Etrafta restoranlar, oteller, cafeler var. Batum’daki Avrupa meydanına gelmeden bile buranın Avrupa i havasını görebiliyorsunuz.

Meydanın karşısında küçük bir kilise var. Batum daki turist kalabalığını yarıp kiliseyi kısa sürede geziyoruz. İbadet edenleri rahatsız etmemeye çalışıyoruz. Kiliseden çıkınca gurubumuzu kaybediyoruz .Rehberimizi arıyoruz ama bulamıyoruz. Yanımızda acenta sahibi de var. Ben de Batum ‘u altıncı kez gezen biri olarak yolu da bildiğimiz için yanımızdaki arkadaşlara rehberlik yaparak kendimiz geziyoruz. Ünlü edebiyatçıların olduğu heykellerin yanından Poseidon heykeline çıkıyoruz. Heykelle birlikte çok güzel fotoğraflar çekiyoruz.

Astronomik saatin olduğu bulvardan geçip Media heykelinin olduğu Avrupa meydanına geliyoruz. Avrupa meydanında kendi gurubumuzla karşılaşıyoruz. Media heykelinin hikayesini dinleyip fotoğraf çekimlerinden sonra Batum’da en çok sevdiğim yerlerden birine Batum bulvarına geliyoruz. Sahil boyunca uzanan bulvar değişik heykelleri, kafeleri, parkları, palmiye ağaçları ,çok büyük bir dönme dolabı, bisiklet yollarıyla çok canlı bir yer. Burada Gürcü alfabesinin DNA sarmalları şeklinde yapılmış kulesini de görebilirsiniz. Ayrıca Azeri genci Ali ile Gürcü kızı Nino’nun aşkını yaşatan Ali-Nino heykeli de burda yer almakta. Biraz ileri gittiğinizde İzmir saat kulesinin aynısını burada da görmeniz mümkün.

Karadeniz sahilinde Akdeniz iklimini yaşadığımız Batum’un bu güzel parkındaki süs havuzlarında suların müzik eşliğinde dansını izleyebilirsiniz. Ama asıl su gösterileri Acara bölgesine girerken yanından geçtiğimiz gölette yapılıyor. Bir yaz günü Batum’a gelirseniz akşam müzik eşliğinde lazer ışıklarıyla dans eden su gösterilerini izlemenizi tavsiye ederim.

Akşam oldu. Artık  sınıra gitme vaktimiz geldi. Yolumuz uzun. Karadeniz sahilinde akdeniz iklimini yaşadımız Batum’a veda edip kış mevsiminin yaşandığı şehrimize doğru yola koyuluyoruz.

Batum denilince insanların aklına gece hayatı, içki ve casinolardaki kumar merkezleri, ucuz benzin gelmekte. Aslında bir bakıma küçük Las Vegas da diyebileceğimiz Batum’u ben gündüz gözüyle günü birlik yurt dışı hikayesi olarak anlatmaya çalıştım. İster günü birlik gelin ,ister konaklamalı gelin ama bir kereliğine de olsa gelin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir