BİR HAYALE YOLCULUK ‘PREiKESTOLEN’

Bu sizle paylaşacağım ilkyazım, anılarımı anlatmaya Preikestolen’a çıktığım gün ile başlamak istedim çünkü en büyük hayallerimden biriydi… İnişli, çıkışlı, kayalıklı, uçurumlu bir yoldan gidilse de varıldığında tüm bunlara değecek manzaralar sunan Norveçli kaya Preikestolen. Oraya gideceğim, Preikestolen’a denilen kayanın üstüne çıkıp bitmek bilmeyen manzarayı izleyeceğim gün o kadar heyecanlıydım ki nasıl tarif edebilirim bilmiyorum, sanki ufak bir çocuktum da hep benim olsun istediğim oyuncağa kavuşacaktım… Tek başıma, hiç yabancı dil bilmeden ve çok çok düşük bir bütçe ile çıktığım Avrupa seyahatimin 12. ülkesi ve 63. günüydü Norveç’in Stavanger şehrinde akrabalarımın yaşadığı evin bana ayrılan odasında ki pencereden güne günaydın diyerek uyandım. Dedim ya size o gün çok heyecanlıydım o heyecan uyanır uyanmaz başlamıştı. Özlediğim aile kahvaltısını yapıp beni o kayaya götürecek Ozan abi ile evden çıktık ve limana geldik. Limandan feribota binip 40 dakika sürecek güzel bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Ücreti tek yön, kişi başı 200 Norveç kronu (120 TL civarı ). Feribot sizi Tau Limanına bırakıyor. Daha sonra 25-30 dakika sürecek bir yolunuz kalıyor. Biz bu yoldayken içerisinden geçtiğim manzaralar beni büyülüyordu, yaklaştıkça heyecanım artıyordu. Ve sonunda Jarpelanda yani Norveçli kayanın olduğu bölgeye geldik. Daha arabadan iner inmez çok güzel bir manzara bizi karşıladı hemen kamerama sarılıp fotoğraflar çektim tabi.

. Ve artık kayaya tırmanma zamanı gelmişti. Efsane Lyse Fiyortun manzarasını izlemeye çok az kalmıştı. Aracı bıraktığınız yerden yaklaşık 8 km gidiş geliş yürüme mesafesi var yani 2-3 saat civarı çıkıyorsunuz. 1.5-2 saat civarı iniyorsunuz. Bizde açtık müziğimizi ve tırmanmaya başladık daha yolda bile o kadar güzel manzaralara şahitlik ettik ki kamerayı elimden düşüremedim her anı fotoğrafa almak istedim ki öyle de yaptım yol boyunca fotoğraf çekip video kayıt aldım

 

Uzun ve çok keyifli bir yürüyüşün ardından o hep hayalini kurduğum manzaraya ulaşmıştık o kadar mutluydum ki nasıl anlatılır bilemiyorum önce hemen bir sigara yaktım ve hayalini kurduğum manzarayı izleyerek içmeye başladım o an kendi kendime başardın lan Hakan dedim 2-3 sene öncesine kadar gitmenin hayalini bile kuramayacağın yere sonunda gittin dedim içimdeki heyecanı mutluluk almaya başladı.

604 metrelik bir uçurumun kenarındaydık, ben kayanın kenarına gelip ayaklarımı o boşluğa saldım ve yanımda getirdiğim kahveyi manzarayı seyrederek içtim sanırım hayatımda en zevk alarak içtiğim kahveydi 🙂

Artık fotoğraf çekmenin zamanı gelmişti 604 metre yükseklik ve 28 kilometre manzara… Bu güzel manzarada çektiğiniz her fotoğraf shopluymuş gibi çıkıyor. Fotoğraflarımızı çekip birer bardak daha kahve içtikten sonra tekrar manzarayı seyre daldık.

Artık dönüş zamanı gelmişti ve son kahveleri içerken deli gibi yağmur yağmaya başladı. Birde yukarda çok fazla rüzgâr olduğunu unutmadan söyleyeyim. Manzaraya elveda deme vakti gelmişti. Güzel ve zorlu yoldan bu sefer de yağmur eşliğinde aynı manzaraları seyrederek indik. İndiğimizde bütün kıyafetlerimiz sırılsıklamdı. Tedbirli bir insan olduğum için yanımda yedek kıyafet getirmiştim. Onları giyip tekrar şehre doğru gitmeye başladık.

 

Stavangere dönerken içimde hayalime ulaşmanın gururu olduğunu fark ettim bunları düşünerek Stavanger kadar vardık. Güzel bir yemek yedik ve biraz bira içtikten sonra eve döndük. O gece yorgunluğun ve mutluluğun etkisiyle çok güzel bir uykuya daldım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir