Burcu Yavuz

2 Yazı
10 Ülke, 40 Şehir
Mesaj Gönder
Bu yazara sponsor ol

Merhaba

Tam olarak Lozan Antlaşmasından 72 yıl sonra, Manisa Valiliğinin kırmızı ışıkta geçen yayaların akli dengelerinin kontrol edilmesine ilişkin karar çıkarmasından 2 gün önce, yani 1995in 24 Temmuzun da sabah 09.30 sularında İstanbul Bakırköy de 4 kişilik bir ailenin üçüncü kızı, Burcu YAVUZ olarak geldim dünyaya. O günü ablalarım şöyle anlatır ‘ Kapı da çamurla oynuyorduk, sarı bir taksi yanaştı içinden annem indi ve -kardeşinizi getirdim dedi. Bir sana baktık birde elimizdeki çamura hiçbir fark yoktu ‘İki kızdan sonra gelen üçüncü kız bebektim ben, ayrıca babam da ailenin en büyük erkek evladı olduğundan maaile tarafından erkek olarak bekleniyormuşum. Bu durum ilerleyen zamanlarda ablalarım ile ilk tanışmamdan daha duygusal anılarımın da olacağı anlamına geliyordu. Bir gün babaannemden gelen bir telefon ile uyandım. TV de görmüş, neden olmasın diyerek aramış beni, ameliyat ile seni de erkek yapsak ya dedi. Hal böyle olunca bende kendimi kadın olarak kanıtlama yoluna girmiş olacağım ki 2009 yılında İkitelli İlköğretim okulundan birincilikle mezun oldum. Hep hırslı ve yaramaz bir çocuktum. Çocukluğumdan bana armağan gökyüzü kadar yara izim var. Sonra lise zamanı tercih listemi ablama bırakıp Tekirdağ’a tatile gittim. İstanbul’da olmadığım için tercihlerimi benim adıma ablam yaptı. Derken sonuçlar açıklandı ve Bakırköy 70.yıl Sağlık Meslek Lisesi – Hemşirelik bölümüne yerleştiğimi dehşet içinde öğrenmiş oldum. Çünkü benim verdiğim tercih listesinde sağlık meslek liseleri yoktu. Kaldı ki hemşirelik aklımın ucundan bile geçen bir meslek değildi. Ama ablam hep hemşire olmak istemişti. Düz liseye gitmek istedim, hane halkı tarafından onay çıkmadı. Hayatımın en zorlu 4 yılını ablama, hocalarıma ve doktorlara teşekkür ederek geçirdim. Kesinlikle bölüm değiştirme kararı ile girdiğim üniversite sınavı sonucunda İstanbul Arel Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümüne yüzde elli burslu olarak yerleştim.  Üniversitenin birinci sınıfını okurken bir taraftan da Acıbadem Bakırköy Hastanesi yoğun bakım bölümünde part time olarak çalışıp kendi masraflarımı ve okulun ücretini karşılıyordum. Hastane çalıştığım için mutlu değildim, okuduğum bölümde iş  bulabileceğimden emin değildim. Yaptığım işten keyif almak, hem üretimin bir parçası olduğumu hissetmek hem de kültürel ve sanatsal anlamda kendime bir şeyler katabileceğim bir işim olsun istiyordum. O zamana kadar ailemle birçok yere gitmiştik tatil için ama bir türlü İstanbul’dan tek başıma çıkmaya cesaret edememişim. Hatta bu cesaretsizliğim yüzünden İstanbul dışında bir okul bile tercih edememiştim. Sonra okulda yapılan 3 günlük Kapadokya gezisine katıldım. Hayatımın hala en eğlenceli, en unutulmaz üç günüdür. Ailem olmadan yaptığım ilk geziydi. O kadar keyif aldım ki, sonra hiç durmadım, üniversite yılları boyunca ülke içinde birçok şehre gittim. 1. senenin sonunda banka hesabımda maaşımdan biraz birikim olduğunu fark edince hemen işten ayrıldım 2. Senemde daha çok kariyer amaçlı olarak işyeri hemşireliği, iş güvenliği uzmanlığı, ilkyardım eğitmenliği gibi birçok eğitim alıp mesleki sertifikasyon programlarına katıldım. Ön lisans bittikten bir süre sonra üniversiteden bir hocamın koordinatörlüğünü yürüttüğü bir projede görev aldım. Bir taraftan da Anadolu üniversitesi, Açık öğretim fakültesinde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümüne lisansa başladım. Kültürel gezilerime devam ettim hep ama içimde yurt dışına çıkma istediği vardı. Bir gün arkadaşımdan bir telefon geldi. Dil eğitimi için yurt dışına çıkması gerekiyordu ama tek başına gitmeye cesaret edemiyordu. Hadi gidelim dedim ve bunu söyledikten yaklaşık 1 ay sonra Londra’ydık. 6 aylık bir dil eğitimi programı için gittik oraya. Tabi kek bile yapmayı bilmeyen biri olarak ailem gitmemi istemedi. Aç kalacağımı, en fazla iki hafta sonra geri döneceğimi düşündüler. Onları dinlemeyerek gittiğim için maddi olarak da kendi başımın çaresine bakmam gerekiyordu. Biraz birikimim vardı birazda borç yapmıştım.  Söylediğim gibi, o zamana kadar kek bile yapmamış ben, arkadaşımın makarnayı kızartması üzerine olaya el koyup farkında olmadan fajita bile yapmaya başladım. Hatta yaptığım bir menemenin namı ülke sınırlarını aşarak Yunanistan’a kadar yayıldı. Birçok farklı milletten insanlarla tanıştım hem onların kültürlerini öğrendim hem de kendi kültürümü birçok farklı milletten arkadaşıma tanıtma fırsatı yakaladım. Ama ilk defa ailemden bu kadar ayrı kaldığım için 2.ayın sonuna doğru 1 haftalığına Türkiye’ye gelmek için bilet aldık arkadaşımla.  Uçuş tarihimizden bir hafta önce bütün paramızın ve pasaportlarımızın içinde bulunduğu çantayı trende unutarak, Londra gazetelerine manşet olduk. Biletlerimizin yanması bir yana, ülke dışına çıkamayacak hale geldik ve 6 ay boyunca ülke dışına çıkamadık. Bu arada Londra da paskalya tatili olduğu için ailemizin gönderdiği parayı da çekemedik. 3 gün bisküvi yiyerek durak durak dolaşıp çantamızı aradık ama bulamadık. Londra’da 5 sterlinsiz kaldık ortada. Bu olaydan yaklaşık bir ay sonra da cep telefonumu kaybettim. Ailem artık dönmem gerektiğini düşünerek bana gel dediyse de ben kaybedebileceğim her şeyi zaten kaybetmiş olmanın verdiği gönül rahatlığı ile dönmedim. Ama özlemek, sabretmek, yabancı bir ülkede beş kuruşsuz ortada kalmak ne demek ince ince öğrendim. Hepsini ayrıntılı olarak gezi notlarımda yazacağım. 6.ayın sonunda bulaşıkçılık, düğünlerde garsonluk, ütücülük gibi hüsranla sonuçlanan tecrübeler, iliklerime kadar hissettiğim özgürlük duygusu, kendi ayaklarının üstünde durabilmenin verdiği müthiş tat, geceleri gündüz, gündüzleri gece yaparak yaşamak, gurbette olup memleketinde gibi hissettiğini dönerken anlamak gibi bir dolu duyguyla döndüm. Tabi döndükten sonra dil öğrenmiş olmanın verdiği özgüven ile müthiş işlerde çalışma ümitlerim 6 ay boyunca iş bulamamam ile sona erdi. Bu arada yurt içi gezilerime devam ettim. Şimdi BTA Firmasında, Cakes&Bakes markası adı altında mükemmel pastalar yapılan bir fabrikada işyeri hemşiresi olarak çalışmaktayım. Bir taraftan çalışırken, diğer taraftan doğa ile aramdaki ahengi korumak için hep yollarda olmak istiyorum. Yeni yerler, yeni insanlar, yeni kültürler tanımak arzusu ile dolu tüm kalbim.

 

Gezi Notları
İtalya’nın Başkenti Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Yer !
İtalya’nın Başkenti Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Yer !

İtalya’nın Başkenti Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Yer ! Avrupa’nın tescillenmiş güzelidir Roma.  Bu şehri bir […]

Genel Yazılar
Londra’da Dil Okulu !
Londra’da Dil Okulu !

Londra’da dil okulu Tam üniversite bitti, kurumsal bir firmada işe başladım derken, tabiri caizse içimi kemiren […]

Gideceğim Destinasyonlar